Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

About Ipek Alkan

10 seneye yakın süredir; farklı sektörlerde faal olan (havayolu, perakende, enerji, kağıt vb.) firmaların yaşadığı problem ve ihtiyaçlara uygun çözümler geliştirip yönetiminde de aktif rol alan; öncelikli olarak Pazarlama, Stratejik Planlama ve Uygulama konularında danışman.

Seviyorsan git konuş bence!

Başlık bilindik ve merak uyandırıyor. Sırf bu başlık sebebiyle linke basıp bu yazıyı okumaya başladıysanız zaten artık fazla söze gerek yok.

İş ile ev arasında mekik dokurken kullandığım Gayrettepe metrosundaki dikkat çekici ve yüzümde gülümseme oluşturan bir billboard’dan alıntı; Seviyorsan git konuş bence!

Kullanan ise Wall Street English.

Gezi olaylarından tutun da birçok farklı mecrada “günlük hayatımızda” kullandığımız ve gördüğümüz bu cümleyi konuşma eylemini merkeze alarak kullanmışlar. İyi iş.

Neden?

Öncelikle hepimizin hayatımızın bir döneminde dostumuza/arkadaşımıza söylediğimiz bir cümle. Kendimizden bir şeyler bulabiliyoruz.

İkincisi, az önce belirttiğim dost kavramı çok önemli. Bu cümleyi size ancak ve ancak “açılabildiğiniz” birisi söylemiş olabilir. Yani, bilinçaltınızda bir yerlerde markayı yakın/dost/arkadaş olarak algılıyorsunuz.

Üçüncüsü ise gülümseyişiniz. Zeka ve benimseme dikkatinizi çekiyor ve gülümsetiyor.

İyi iş, gülümsetir, akıllıcadır, bağ kurdurur ve algınızı şekillendirir.

İyi iş.

20140219-215648.jpg

Sevgililer Günü için Hediye Seçenekleri

Özellikle erkeklere hatırlatma; Sevgililer Günü her yılın 14 Şubat günü kutlanıyor ve bu seneki gelecek Cuma günü’ne denk geliyor.

Bu “özel” gün için tüm markalar, bir çok iletişim başlattı bile. Kampanyalar, reklamlar, indirimler, konaklamalar ve daha biiiirrçççooookkkk şey.

Ama çoğu klasik ve zaten aklımızda bulunan seçenekler.

Halbuki, yaşadığımız dünyanın artık 5 sene öncesiyle bile bir alakası yok. Bu sebeple, yeni dünyaya uygun hediye seçenekleri yazmaya karar verdim.

Apple ürünlerine bağımlı bir sevgiliniz var ise;
iTunes’tan hediye kartı. Şöyle minimum 150 TL’lik bir limiti olsun. Bir kazak alsanız da bu parayı ödeyecektiniz, bari sevgiliniz için daha anlamlı birşey olsun. Bu arada bunu Android’çiler için de yapabilirsiniz tabii ki.

Twitter’a iki dakikada bir bakan bir sevgiliniz var ise;
Pamuk ellerinizi cebinize sokun ve sevgilinize takipçi satın alın! Şöyle 1000-2000 adetlik bir artış bile mutlaka hoşuna gidecektir.

Sevgiliniz LinkedIn’in etrafında dönüyor ise;
Alım bir Premium hesap gitsin! Eminim bu parayı vermek istememiştir. Siz hediye edin!

Facebook’tan çıkmayan bir sevgiliniz var ise;
Aşkınızı Facebook Ad ile ilan edin. O ve arkadaşları sizin fotoğrafınızı görecek, beğenecek ve bir de yüzlerde gülümsemeye sebep olacaksınız. Havalı ve billboard’dan daha ucuz.

Son olarak, bu hediyeler favori hediyeler mi? Bence hayır.
Fakat, hayatımızın büyük bölümünü sanal alemde yaşayıp sonra yokmuş gibi davranmamız da anlamsız.

Yapabiliyorsanız, en azından 14.Şubat’ta sosyal medyaya girmeyin. Sevgilinizle konuşun. :)

20140209-201745.jpg

Gelecek ne getirecek?

Geçen gün televizyonda Jimmy Fallon’ın şovunu izliyordum. Konuklardan birisi de Bill Gates idi. Gates’in eğlence odaklı bir programa konuk olması hem hoşuma gitti hem de şaşırdım. Zira, Türkiye’de böyle bir sahneyle pek karşılaşamayız. Neyse, asıl konu gatesletter.com idi. Hatta bunun tanıtımı için viral bir video hazırlamışlar.

Neyse, konumuz bu değil. Fallon, Gates’e gelecek için ne düşündüğünü sordu. Yani, geliştirilmemiş ne var, sırada ne olabilir? dedi.

Gates, iki konudan bahsetti:

Birincisi, birçok ekranı ve aplikasyonu aynı anda kullanabileceğimi bir ortam ve mekanizma.
İkincisi, kağıt tabletler! İnsanların hala yazı yazmak için kağıt kullandığını çünkü teknolojinin iyi bir şekilde yazıyı anlamadığını anlatan Bill Gates, “kağıt” gibi davranan tabletlerin olması gerektiğini ve bunlardan çokça göreceğimizi söyledi.

Aklıma gelmemişti.

Hatta düşündüm. Kağıdı neden terk etmek isteyelim ki? Bizi insan yapan en önemli duyumuz, “dokunmak”tan neden vazgeçiyoruz?

Fakat sonra şunu farkettim. Teknolojinin bize getirdiği en büyük olumsuzluk, beynimizi az kullanmamıza yol açmış olmasıydı. Hafızamız çok zayıf ve hatta kafamızla çarpıp bölmeyi bile beceremez duruma geldik. Bizler için kelimeleri düzelten, her yazdığımızı kaydeden ve sildiklerimizi bile bir yerlerde saklayan mekanizma insanların ilgisini çekecektir.

Ne var ki, yine de bu fikir hoşuma gitmedi. Teknoloji bizi tamamen ele geçiriyor.

20140202-204657.jpg

Audi’den Yeni Deneyim

Video

http://youtu.be/kk8rsTnniEo

Tüm otomobil markalarının klasik olarak yaptığı birşey var; test sürüşü.
Fakat bu kadar “klasik” ve “basit” birşeyin bile yapılışı, müşteriye verdiği mesaj çok “farklı” olabilir.
Hep derim, “senin işini ne kadar iyi yaptığın önemli değil, müşterinin ne anladığı/hissettiği önemli.”
Audi’nin test sürüşünü nasıl farklı bir deneyime dönüştürdüğünü gelin beraber izleyelim.

 

Audi Logo 1