Bi’log Arası: Hasan Yaşar

Uzun aradan sonra, Bi’log Arası ile yine karşınızdayım. Bu haftaki konuğum teknoloji ve internet dünyasında başarılı ve gençlere örnek olan bir isim var; Hasan Yaşar. Kendisine tecrübe ve fikirlerini paylaştığı için çok teşekkür ediyorum!
hasan2

İpek Alkan: Kendinden biraz bahseder misin?

Hasan Yaşar: 1980 Konya doğumluyum, ilköğretim ve listeyi Konya’da tamamladıktan sonra üniversite için İstanbul’a geldim. İstanbul Kültür Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği bölümünden mezun oldum. Üniversitede okurken kendi işimi kurarak ticari hayatıma başladım. Şu anda İmza İnternet Teknolojileri isminde bir firmam var.

Gelecek ne getirecek?

Geçen gün televizyonda Jimmy Fallon’ın şovunu izliyordum. Konuklardan birisi de Bill Gates idi. Gates’in eğlence odaklı bir programa konuk olması hem hoşuma gitti hem de şaşırdım. Zira, Türkiye’de böyle bir sahneyle pek karşılaşamayız. Neyse, asıl konu gatesletter.com idi. Hatta bunun tanıtımı için viral bir video hazırlamışlar.

Neyse, konumuz bu değil. Fallon, Gates’e gelecek için ne düşündüğünü sordu. Yani, geliştirilmemiş ne var, sırada ne olabilir? dedi.

Gates, iki konudan bahsetti:

Birincisi, birçok ekranı ve aplikasyonu aynı anda kullanabileceğimi bir ortam ve mekanizma.
İkincisi, kağıt tabletler! İnsanların hala yazı yazmak için kağıt kullandığını çünkü teknolojinin iyi bir şekilde yazıyı anlamadığını anlatan Bill Gates, “kağıt” gibi davranan tabletlerin olması gerektiğini ve bunlardan çokça göreceğimizi söyledi.

Aklıma gelmemişti.

Hatta düşündüm. Kağıdı neden terk etmek isteyelim ki? Bizi insan yapan en önemli duyumuz, “dokunmak”tan neden vazgeçiyoruz?

Fakat sonra şunu farkettim. Teknolojinin bize getirdiği en büyük olumsuzluk, beynimizi az kullanmamıza yol açmış olmasıydı. Hafızamız çok zayıf ve hatta kafamızla çarpıp bölmeyi bile beceremez duruma geldik. Bizler için kelimeleri düzelten, her yazdığımızı kaydeden ve sildiklerimizi bile bir yerlerde saklayan mekanizma insanların ilgisini çekecektir.

Ne var ki, yine de bu fikir hoşuma gitmedi. Teknoloji bizi tamamen ele geçiriyor.

20140202-204657.jpg

Vücudumuzda teknoloji – iWatch?

Herkesin beklediği an geliyor! Artık hepimiz Görevimiz Tehlike (Mission Impossible) karakterleri gibi oradan oraya koşabileceğiz.

Apple, bileğe takılabilen iWatch için patentini açıkladı. Hala iWatch adını açıkça kullanamasalar da sağır sultanın bile duyduğu bu teknolojiyi herkes ellerini avuştura avuştura bekliyor.

Tam olarak neler yapabileceğimiz açıklanmış değil. Görünen o ki çalışmalar devam ediyor. Fakat Apple’ın başvurduğu patente dokümanında birkaç tane belirlenmiş özellik var:

– Bileğe sarılan ve esnek bir ekran,
– Esnekten kastımız ekranın bükülebilirliği ve aynı zamanda bilekte olmadığında da düz bir şekilde de kullanılabileceği,
– “slap bracelet” adlandırılması ile 90’ları andıran bir dizayn

Bundan sonraki adım cihazları katlayıp cebimize koymak olacaktır sanırım. Teknoloji tutkunlarının ve özellikle Apple-maniac’ların çıldırdığını duyabiliyorum. Fakat bir durup düşünmek gerek; gerçekten de bunu istiyor muyuz?

Geleceği anlatan, hayal gücü ile canlandırılmış filmlerde çok heyecan verici teknolojileri görür ve imreniriz. Ama birşeyi daha görürüz; kompleks problemler. İnsani duygulardan yoksun, soğuk, karmaşık, insan köleliğinin arttığı ve kötü ellerin kendi leyhlerine kullandıkları bir dünya.

Çok abarttığımı düşünebilirsiniz. Neyse ki kanıtlarım var. Şu an kendi hayatınızı düşünün. Teknoloji daha üstünüze takacağınız bir formata bürünmedi ama her an cebinizde. Arkadaşlarınızla görüşmeyi mi sosyal medya veya aplikasyonlar aracılığı ile konuşmayı mı tercih eder hale geldiniz? Arkadaşlarınız, Facebook veya başka bir platformda bir fotoğraf koyduğunda nereye gittiğini, ne yaptığını izlemek, anlamak ve bunun hakkında dedikodu yapmak istiyor musunuz? Kendi hayatınızı teşhir etmek artık daha çok hoşunuza gitmiyor mu? Tüm bu “hyper-connected” olabilme çabalarınız için kaç tane websitesine, aplikasyona, cihaza en mahrem bilgilerinizi verdiniz? İş başvurularınızdan tutun da yeni bir ortamda hiç tanımadığınız insanların sizin hakkında bilgiye sahip olmasının ne kadar kolay olduğunu fark ettiniz mi? Sosyal medya sayesinde ünlü olanlara ne demeli?

Dünya, hızına yetişemediğiiz bir biçimde küçülüyor ve hepimizi etkisi altına alıyor. Şimdi bir de üstümüze giyip öyle gezeceğiz. Daha ne olabilir ki? Diye düşünüyorsanız; daha hücre/DNA bilgilerinizi hızlı ve kolayca toplayamadılar. Çip takılmasını da eminim göreceğiz. :)

20130224-145707.jpg