Görüntü herşeydir, ses hiçbirşey

Duymayan kalmadı. Beyonce yeni bir albüm çıkarttı hem de sessiz sedasız. Fakat duymayanımız kalmadı. Neden? Çünkü çok farklı, alışılagelmedik bir yol seçti. Albümde bulunan her şarkıya 30 saniyelik klip çekti ve bu klipler öylesine klipler değildi. Bildiğimiz prodüksiyondu. Her birisine bolca para harcanmış ve çok iyi kurgular yapılmıştı.

Müzik endüstrisi için yeni bir çağ gibi düşünülen bu adım aslında dünyamızın geldiği noktayı özetliyor.

Eskiden, Facebook’ta statüleri okuyorduk. Twitter’daki postların birçoğunun linkine de bakıyor ve okuyorduk. Okuyorduk kısacası. Zaman harcıyorduk. Bir konu üzerine vaktimizi verebiliyorduk. Artık durum değişti! Bundan birkaç zaman önce Facebook’ta video ve resim paylaşabildiğimiz an, olay Youtube’a mı kayıyor demiştik, halbuki dönüştüğü şey Youtube değildi. Tüketicilerin değişen alışkanlıklarına göre şekil değiştiriyordu.

Beyonce ve ekibi de bu değişimi çok iyi anlamış. Facebook’u, Twitter’ı kullanan tüketici, aynı zamanda müzik dinleyicisi. Ve tüm alışkanlıklar, müzik sektörünü de etkiliyor. iTunes’ta 30 saniyelik şarkı dinlemeleri, görselsiz o kadar da ilgi çekmiyor. Ne zamanki YouTube’ta “lyric video”lar oluşturuluyor, şarkılar o zaman dinleniyor, keşfediliyor.

Lyric videolar da bu değişimin bir parçası.

Sonuç olarak, çok sevdiğim bir sözü, genele yaymak isterim. “Markalar yanlış seçimler yaptıkları için başarısız olmazlar, uzun süre aynı doğru şeyi yaptıkları için başarısız olurlar.” Duydunuz mu popüler kültür?

Beyonce’un videoları için: Bassana

20131214-223046.jpg

Promoted Tweet: Stil Herşeydir

Twitter’da markaların WOM yaratmak için en çok kullandığı yöntem promoted tweet. Ne işe yarar bu tweet türü? Bir miktar para vererek kendi hashtag’inizi Trending Topic yapıyorsunuz, böylelikle insanlar TT’de gördükleri konu hakkında Tweetler atmaya başlıyorlar. Böylelikle de markanız hakkında da konuşturmuş oluyorsunuz. En önemlisi de TT’nizin çoğunlukla markanızın adını barındırmaması. Asıl amaç markanızın alt mesajının insanların yaratıcılığıyla altının çizilmesi. Buraya kadar herşey normal, tabii doğru yapıyorsanız.

Şimdi, hatta bugün, Elidor da böyle bir kampanya başlattı. Promoted tweet: #StilHerşeydir. Bunu da ELLE Style Awards 2013 ile bağlanmaya çalışılmış.

Bunu teklif eden ajansa ve yapan departmana birkaç sözüm var.

– StilHerşeydir muhabbet başlatacak bir cümle değil, kesin bir yargıdır. Yargı hakkında ancak tartışırsınız veya eleştirirsiniz. Kabullenedebilirsiniz fakat bu sizin fikriniz olmaz.

– Sosyal medya yargıları sevmez. Dalga konusu olursunuz.

– Yaşadığımız dünya monolog değil dialog üzerine kurulu. Yargılar iticidir, dialogu engeller.

Olmamış.

Neler olabilirdi? İlla stili kullanacaksak…

#StilimiKoruyorum
#Stilİçin
#StilDediğin
#SenBenStil

Muhabbete açık olun ey markalar!

20131206-231026.jpg

Bugün Kültür Üniversitesi’ndeydim!

Bugün, Kültür Üniversitesi’nde, değerli üstad, pek başarılı hocamız Mehtap Gülaçtı’nın İşletme sınıfında Pazarlama’nın değişen yüzünü konuştuk.

Değişen yüzünde anlatacak o kadar çok şey var ki aslında. 1 saatlik zaman diliminde 4P’nin SAVE’e dönüşünden, değişimle gelen kanal farklılıkları ve artışından bahsettik.

Sonra da geldiik Word-of-Mouth konusuna! Örnek olarak da flash-mob’dan T-mobile Heathrow videosunu izledik.

Literatürde bunların bulunmaması üzücü, en eğlenceli konuları iş hayatına bırakıyoruz. Umarım sınıftaki arkadaşlara Pazarlamanın gülen yüzünü gösterebilmişimdir. :)

20131203-223125.jpg

Türkiye’de gazeteciler içeride

Statista, dünyada bulunan ülkelerdeki gazetecilerin hapishanede bulunmasını incelmiş ve içerideki gazeteci adedine göre bir sıralama yapmış. Birinci olan Türkiye’yi ikinci sırada İran takip ediyor.

Grafikteki ülkelere baktığımızda, refah seviyesine veya modernizmine ulaşmaya çalıştığımı tek bir yer bile görünmüyor. Özgürlük kelimesinin bu denli kullanıldığı zamanlarda, böyle bir tablonun önümüze çıkması sizleri de düşündürmüyor mu?

20131201-221917.jpg

Düşünce ve basın özgürlüğü, o ülkedeki “yaratıcılığı” ve “gelişimi” tetikleyen yegane oluşumlardır. Bunlarda yaşadığımız kayıplar, Avrupa ve Amerika’daki projelerden çokça “esinlenmemizi” ve “kopya etmemizi” açıklıyor. Zira, bu esinlenmeler yapılırken bile “aman şu ne der?”, “bu yanlış anlaşılır mı?” diye düşünmekten, tam serbest hareket edemiyoruz.

Yeni ürünler, projeler çıkmıyor diye bizleri eleştiren kendime bile kızdım şimdi. Bu tabloda, bulunduğumuz nokta bile iyiymiş!

Twitter’ın farklı kullanımı -dikkat gülme krizine sokabilir!

Twitter ilk çıktığında hizmet verdiğimiz kurumlara anlatmak için “micro-blogging websitesi” olarak anlattığımızı hatırlıyorum. O zamanın 160 karakteri, şimdinin 140 karakteri ile düşüncenizi, yaşadıklarını anlattığınız/paylaştığınız bir platform olarak da açıklıyorduk. Anlaması hepimiz için zordu. Bu kadar karaktere ne sığdırabilirdik ki?

Zaman geçti. Twitter, sosyal platformlar arasında lider konuma geldi. Bunun en büyük nedeni ise kullanıcılarının kullanımı farklılaştırmasıyla ilgiliydi. Bir kazayı, politik olayı veya magazinsel bir haberi herkesten ve herşeyden önce Twitter’da görmeye başladık. Fark ettik ki, 140 karaktere çok şey sığdırabiliyormuşuz.

“Çok şeye” yeni bir örnek de yakınlarda oldu.

Amerika’nın ABC kanalının ünlü programı The Bachelorette’in yapımcısı Elan Gale, Thanksgiving günü uçakla bir yerden bir yere seyahat ediyordu. Uçak tehir etmiş ve yolcular aileleriyle beraber olamayacakları için gergindi. Diane adında bir yolcu ise, diğerlerinden daha kızgındı. Etrafa ateş püskürüyor ve hem yolcular hem de hostesler için olayı daha da cehenneme çeviriyordu.

Bunu gören Gale, Diane’e bir kadeh şarap ve bir not gönderdi. Ve hem gönderdiği notu hem de izlenimlerini Twitter’da paylaştı. Diane’in cevabı ve yaşananları an be an Twitter’a post eden Gale’in bu “micro-blog”u tam anlamıyla olay oldu! Hem gülmek hem de şaşırmak için aşağıdaki linkte tüm hikayeyi (kanıtlarıyla) okumaya ne dersiniz? :)

Elan Gale’in delirdiği an:)

20131129-205318.jpg