Sosyal muhabbet

Pazarlama bütçelerine yepyeni bir kalem son birkaç yıl önce eklendi. Herkes acaba gerçekten de gerekli mi diye düşünürken bütçedeki payı ve önemi giderek artmaya devam etti. Hatta onsuz ne bir pazarlama planı/bütçesi kabul edilir oldu ne de onsuz bir dünya.

Doğru stratejilerle satışın tavan yaptığı, hedef kitleniz arasında “love factor” yarattığı ve hatta biraz daha diş sıkılırsa şirinlerin bile görülebileceği bir kalem haline geldi.

Bu sihirli kalem:Sosyal medya idi.

Peki hala, B2B ve B2C alanında nasıl kullanılacağı anlaşıldı mı?

Öncelikle yakın zamanda izlediğim bir videodan alıntı yapmak istiyorum.

“Konu B2B ya da B2C yaklaşımı değil. Sosyal medya = P2P yani People to People”

Kısacası bir marka ya da kendi çevresini oluşturmaya çalışan bir blogger olabilirsiniz. Ama bulunduğunuz ortamın sizi “kişileştirdiğini” ve insan doğasında olduğunu unutmamalısınız. Dürüstlük, samimiyet ve içtenlik sosyal medyada fark edilir ve takip edilir olmanızı sağlayacaktır.

Bu arada takip edilmek deyince akla hemen Twitter’ın geldiğinin farkındayım. Ama son araştırmalar artık ne kadar kişi tarafında takip edildiğinizden çok ne kadar doğru ve değerli bilgi verdiğinizin önemli olduğunu vurguluyor.

Peki sosyal medyada nelere dikkat etmeli? Bugünki makalemiz bununla alakalı.

Forbes düşünmüş taşınmış ve yapılmaması gereken 9 maddede karar kılmış.

http://www.forbes.com/sites/capitalonespark/2012/12/20/9-things-businesses-shouldnt-do-on-social-media/

Maddeler arasında en çok düşündüren kişilerin timeline’larına post edilmemesi oldu. Şu ana kadar hem Facebook’un verdiği izin seçenekleriyle hem de viral etki diye beynimizi kemirmesiyle en büyük silahımız buydu. Bunu yapamayacaksak bizi takip ve like edenlerin network’üne nasıl ulaşacağız?

Düşünmek için yepyeni bir soru!

Facebook vs. Google

Facebook ve yaptıkları ile alakalı bir sürü farklı makaleler bugüne kadar yazıldı ve çizildi. Stratejisi, aldığı adımlar, yenilikleri ve hatta sorunlu CEOsu.

Zuckerberg’in hakkında filmler bile çekildi. Kısa sürede parayı vuran gençlerkervanından olan Zuckerberg’in ne derece başarısız bir yönetici olduğu da durmadan altı çizilir oldu. Ha battı ha batacak diye beklenen Facebook yine de yenilikler getirmeye ve rakipleriyle savaşmaya devam ediyor.

Business Insider’da okuduğum makale de beni bu konuya getiriyor zaten:

http://www.businessinsider.com/facebook-google-conversion-tracking-2013-1

Konumuz: conversion tracking. Facebook’un yeni silahı.

Bundan aylar öncesinde Google’ın geleceğe bakışıyla alakalı bir yazı okumuştum. Yazıda, Google’ın “kişisel” aramalar yapabilmek ve bunları bir logda tutabilmek için testler yaptığından bahsediliyordu. Olay şöyleydi: zaten hepimizin google account’u olduğu bir dünyada, accountumuza bağlı iken Google üzerine yaptığımız her tür arama ve buna bağlı olarak attığımız tüm adımlar Google tarafından saklanacak ve buna bağlı olarak satış arttırıcı, aramaları kolaylaştırıcı kişisel teklifler ve yönlendirmelerde bulunacaktı. Hatta, Google+’ın sanıldığı kadar fos olmadığı ve bu projeye hizmet ettiği de belirtiliyordu.

Korkmuştum. Çünkü kim bu kadar takip edilebildiğini fark etmek ister ki? Bir yandan da etkilenmiştim. Bu tür bir yapay zeka, tüm “consumer” yani tüketicilerin beynine giden gizli yolun keşfedilmesine yardımcı olacaktı.

İşte, bu noktada Business Insider’daki yazıya dikkatinizi çekmek isterim. Zuckerberg de bu yazıyı okumuş olmalı ki hızlı davranmış. Hayır, graph search’ten bahsetmiyorum. Daha sessiz fakat daha çok dolar anlamına gelen bir konudan bahsediyorum.

Facebook, “conversion tracking” ile beraber, Facebook platformu üzerinde markalar tarafından konulan tüm reklamların geri dönüşünü ölçtürebiliyor. Hatta belirli bir zaman kısıtlamasına pek de gerek kalmadan anladığım kadarıyla.

Bu da ne demek oluyor? Pazarlamacıyım diye geçinenlerin Facebook platformunu kullanırken sonuca ulaşmakta daha da ciddi olması gerektiğine delalet ediyor.

Peki siz ne düşünüyorsunuz?

20130212-221636.jpg