Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

About Ipek Alkan

10 seneye yakın süredir; farklı sektörlerde faal olan (havayolu, perakende, enerji, kağıt vb.) firmaların yaşadığı problem ve ihtiyaçlara uygun çözümler geliştirip yönetiminde de aktif rol alan; öncelikli olarak Pazarlama, Stratejik Planlama ve Uygulama konularında danışman.

Parenting Technology

Herşeyin teknolojik tanımlamasını yaptık da ebeveynliğinikini yapmamıştık.

LG’nin piyasaya süreceği “çocuk takip” bileklikleri, daha yolumuzun çok uzun olduğunu gösteriyor.
“Düşünülmemiş birşey kalmadı artık” demeyin, teknolojiyle yapabileceklerimiz sınırsız!

KizON adını verdikleri bileklikle ebeveynler çocukların her hareketini telefonlarından takip ediyor olacaklar. Kaynaklara göre, Amerika ve Avrupa’da sene sonuna doğru geliyor olacak.

Başarılı olur mu? Birkaç tane kıstas var aslında.

1) Bileklik tasarımı -> Tam çocukların eğleneceği, birbirlerine göstereceği şekilde yapılmış gibi görünüyor. Çocuklar arasında popüler olabilir.
2) Uygulamanın Kullanılabilirliği -> Ebeveynler için takip ve çocuğa o anda ulaşabilmek gibi konular gerçekten kolay mı? User-friendly mi? Bu büyük bir etken.
3) Bilekliklerin Dayanıklılığı -> Çocuk bunlar canım benim. Çıt kırıldım birşey yapıldıysa hiç lansman yapmakla uğraşmasınlar.
4) Aksiyon Odaklılık -> Ebeveyn çocuğu çağırmak için “titreşim” veya “ses” gönderebilecek mi?
5) Universalilik -> Sadece İngilizce veya sadece Korece olursa, cihaz/uygulama yayılana kadar Apple ya da Samsung gibi büyük bir dev alır götürür.
6) LG özgülük -> Bu uygulamayla amaç LG satmak ise, zor görünüyor. Zira, bu sadece küçük bir etken olabilir. Önemli olan LG olarak bunu tabana yayabilmekte geçiyor. Böyle bir pazar açıp, hem iOS hem de Android’de bunu çıkartırlarsa daha çok ses getirir.

İyi iş ama görmeden birşey diyemiyor insan.

Kokuyu alıyor musunuz?

Geçtiğimiz günlerde Eczacıbaşı İnovasyon Buluşması Ödül Töreni’ne katıldım.

Bilmeyenler için, Eczacıbaşı Holding bünyesinde bulunan tüm markalar, yıl boyunca yaptıkları projelerden “inovatif” olduğuna inandıkları ile ödüle başvuruyorlar. Aşamalı olarak değerlendirilen ve jürinin beğenisine sunulan projeler, İnovasyon Buluşması günü’nde de katılımcıların beğenisine sunuluyor. Günün sonunda ise, ödüller dağıtılıyor.

Törene katıldığınızda, Topluluğun “inovasyon”a ne kadar önem verdiğini anlayabiliyorsunuz. CEO Erdal Karamercan’dan, Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı’na kadar yetkililer oradaydı.

Proje sergilerinin yanısıra aynı zamanda, konuşamalar ve panellerle de günü süslemişlerdi. İzlediklerimden bir tanesi de Erdal Bey’in moderasyonunu yaptığı ve farklı işkollarının (Koç Holding, P&G, BBVA, Mimarlık Ofisi) başarılı işadamlarının konuşmacı olarak katıldığı bir panel idi. Paneldeki konuşmalar inovasyona dokunmaya çalıştıysa da bazen daha çok ürün tanıtımına kaydığı anlar da oldu.

Image

Özellikle, P&G Yönetim Kurulu Başkanı Tankut Turnaoğlu’nun yeni ürünleri Febreze’i tanıtmak için oda kokusunu yanında getirmesi ve sahnede sıkması da aklıma kazınan anlardan birisiydi. O an anladım ki, bu ürün P&G’nin gerçekten de çok önemsediği ve büyümek için herşeyi göze alacakları bir noktada. Her an diğer markalara güçlü bir savaş açılabilir. Şu ana kadar başarılı bir duyuru yapıp yapmadıkları tartışılır, zira o ana kadar çok dikkatimi çekmemişti. Ki ben de bir oda kokusu kullanıcısıyım.

Nasıl daha da seslerini duyuracaklar acaba derken, dün Facebook’ta bir anket gördüm. :) Oda Spreyi için marka tercihi ile ilgili bir soruydu. Hatta aşağıda paylaşıyorum. Bu anket Febreze’den mi gelmiştir bilinmez ama -ki ben öyle olduğunu düşünüyorum çünkü diğer markalar zaten pazarda var olan ve az buçuk kimden nasıl pay alacaklarını bilen markalar- önümüzde güçlü bir maç olacağa benziyor.

Image

Çiçek Sepetine sorsam

Pazarlama deyince birçok kişinin aklına gelen şey 4P’dir.

Bilmeyenler için: 4P; Product (ürün), Price (fiyat), Promotion (tutundurma) ve Place (dağıtım).

Artık yaşadığımız dünyada bunun güncelliği tartışılır. Üzerine eklenen pek çok şey oldu. Amma velakin, bazı markalarla karşılaşınca daha bu mekaniğin bile farkına varamadıklarını fark ediyorum. Hatta ve hatta anlamlarını bile bilmediklerini görüyorum.

Kelime anlamı olarak en kolay ve en anlaşılır gibi görünen ürünün ne olduğunu kavrama konusunda birçok markanın problemi bulunuyor. Yakın zamanda bunu bana gösteren marka ise http://www.CicekSepeti.com

Kendilerine sorsak, “ürününüz nedir?” diye, alacağımız cevap ne olur acaba?

Opsiyon#1: Çiçek.
Opsiyon#2: Çiçek ve hediyelik eşya.
Opsiyon#3: Çiçek ve hediyelik eşya satan websitesi.
Opsiyon#4: Çiçek ve hediyelik eşya satan ve ulaştıran websitesi.

Daha opsiyonlatı artırabilirim. Ama işin aslı, ürünlerinin bunlardan hiçbiri olmadığı ve bundan pek de haberdar olmadıkları.

Ürünleri; insanların birbirlerini küçük sürprizlerle mutlu etmesini kolaylaştırmak için oluşturulan hizmet

Anneler Günü hizmetlerinin en çok kullanıldığı günlerden birisidir diye düşünüyorum. Göndermeye çalıştığım çiçek, önce zamanında gönderilmedi sonra “gönderildi SMS’i” bana ulaşmasına rağmen hala gönderilmediğini fark ettim, daha sonra Çağrı Merkezi, sistemde gönderildiğini gördüğü için para iadesi yapamayacağını söyledi. Çıldırmamla beraber, “vazonun kırıldığını ve göndereceklerini” itiraf ettiler.

Sorarım sana Çiçek Sepeti, herhangi bir çiçekçiyi aramayıp da seni arıyorsam, farkın olmalı mı olmamalı mı? Çözümün, şikayet edebileceğim idi.

Sonunda gelen çiçek ise istemediğim bir görsellikteydi.

Ben bugün bir ürün satın aldım ama almak istediğim ürün bu değildi. Üstüne bir de yalan beyan yapıldı. Rezalet be arkadaş.

20140511-230006.jpg

Aradığınız İstanbul’a şu anda ulaşılamıyor.

Yarın 01.Mayıs; İşçi ve Emekçiler Bayramı. Belirlenen yerlerde kutlamalar yapılıyot olacak. Kutlayanlar arasında en çok da Taksim Meydanı’nda gösteri yapılmak isteniyor fakat hassasiyetten dolayı buna Valilik tarafından izin verilmedi. Oldu da yine de Meydan’a gidilebilir düşüncesiyle o yöne giden neredeyse tüm yollar ve toplu taşıma araçları yarın hizmet dışı olacak. Bildiğiniz İstanbul’un damarları yarın kesilecek.

Amma velakin, yasaklar delinmek için var olmuştur. Eminim ki yarın olaylar çıkacaktır. Televizyonlarda hepimiz ağzımız açık izliyor olacağız. Görünen köy kılavuz istemez. Yine de yasaklarım etkisi olacaktır.

Bunları düşünürken aklıma geçtiğimiz gün Ufuk Tarhan’ın anlattıkları geldi. “Kehanetlerin” birinde geleceğin bizi enteresan bir noktaya getireceğinden bahsediliyor. Biz evlerimizde otururken bizlerin onlarca kopyası işe gidecek, yemek yapacak, telefonla konuşacak, gezecek vs vs. Böyle bir dünyada yasakların ne anlam ifade edeceğini düşündüm.

Yapılacak şeylerden bazıları şöyle olurdu herhalde:
1) Kopyalarımıza bağlı olduğumuz sistemlerin devre dışı bırakılması.
2) Zaman bazlı bulunduğumuz alana (offline veya online) kapatılmamız.
3) Bazı duyularımızın devlet tarafından kontrol edilerek devre dışı bırakılması.
4) Beyin yıkama sistemiyle, bir çeşit hipnoza bağlı olarak kimsenin yasak alanlara gitmemesinin sağlanması.

Daha neler neler.
Özgürlükler yasaklanmak için var.

Ufuk Tarhan ile Gelecek

Yakın zamanda hayatıma son zamanlarda kattığım en doğru şeylerden birisi de Turkish WIN adlı topluluğa üye olmak. Açılım Turkish Women’s International Network olan bu aklı başında organizasyon, kurucusu Melek Pulatkonak ve üye olan başarılı kadınlarla networking, learning ve sharing konularında çeşitli başarılara imza atıyor.

Üyeleri için birçok faydalı toplantı, etkinlik ve farklı organizasyonlar düzenleyerek de gücüne güç katıyor.

Dün bu toplantılardan birisine katıldım. Konuşmacı Futurist Ufuk Tarhan idi. Konumuz ise tabii ki gelecekti.

Ufuk Hanım’ı ismen bilmeme rağmen hiçbir konuşmasını dinlememiştim. Kendisi birikimli, güçlü ve espirili bir kadın. Birikimlerini paylaşmak için de çok istekli. İlk başta herkesin gelecek ile ilgili sorularını sorarak dinleyicilerin nabzını tuttu ve sunumsuz/slide’sız bir konuşma yaptı.

Öncelikle söylemeliyim, biz aklı başındaki kadınların gelecek ile ilgili birçok kaygısı var fakat en büyük kaygı Türkiye’deki belirsizliklerden kaynaklanan endişeler.

Ufuk Tarhan gelecek ile ilgili birçok şey anlattı anlatmasına da benim aklımda dikkat çekici olarak kalan birkaç şeyi de sizlerle paylaşmak istiyorum.

Mutsuzuz çünkü: Neler etmişler bize arkadaş! 3 devrimle aynı anda başa çıkıyormuşuz da haberimiz yokmuş; Enerji, Robot ve Dijital. Mutluluğun anahtarı değişime ayak uydurmak hatta beklemeden öncüsü olmak.

Hepimiz işsiz kalacağız. Maliyetlerin sabit, karlılığın düşüyor olduğu bu zaman diliminde, akıllı programlar ve iş zekalarıyla insana ihtiyaç gitgide azalıyor olacak. Bu sebeple, en büyük öneri, başka insanlara satabileceğiniz bir tutkunuzu/yeteneğinizi keşfetmeniz ve buna yoğunlaşmanız. Yakın zamanda hepimiz birer danışman olacağız. Herşeye yatırım yapıyorken, kendimize yatırım yapmamız gerektiği hep söylenirdi de bu denli direkt ve açık söylendiğinde bende bir afallama yarattığını söyleyebilirim. Tren kaçtı kaçacak.

Çocuklarınıza notlar: Ana-babalarımızın zamanında söylenen şey “mühendis olmak” idi. Biz de olduk. Ufuk Hanım’ın uyarısına göre çocuklarımıza, grafik tasarımı, müzik tasarımı ve kodlama öğretmeliyiz. Artık eğitim diye birşey yok, öğrenmeyi öğrenmek var. Ve öğrenilecekleri doğru şekilde aktaracak insanlar altın değerinde olacak.

Son olarak, Tarhan değişmeyecek ve değerlenecek en büyük yeteneklerden birisinin yazmak olduğunu söyledi. En azından orada tutturmuşum gibi.

Uyanma ve koşma vakti ey okuyucularım. Ufuk Tarhan’a teşekkürler!

Embed from Getty Images