Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

About Ipek Alkan

10 seneye yakın süredir; farklı sektörlerde faal olan (havayolu, perakende, enerji, kağıt vb.) firmaların yaşadığı problem ve ihtiyaçlara uygun çözümler geliştirip yönetiminde de aktif rol alan; öncelikli olarak Pazarlama, Stratejik Planlama ve Uygulama konularında danışman.

Hiçkimseye Finansbank lazım değil!

Televizyonlarda en çok yayınlanan reklamlardan bir tanesi de, Finansbank’ın “Herkese bir finansçı lazım” konsepti. Mirkelam’ın şarkısı da kulaklarımda çınlıyor: “finansçı da finansçı!”

Finansbank’ın uzun senelerdir müşterisiyim. Kişisel tercihe bağlı bir seçim değil kendisi. İlk başlarda herşey normaldi, çünkü özellikle çözülmesi gereken bir konum veya ekstra bir yardıma ihtiyacım olmamıştı. Markaya karşı ne pozitif ne de negatif bir düşüncem yoktu.

İşler, ayrıca bir yardıma ihtiyacım olduğunda değişti. Son 2-3 senedir kendilerinin benim için yarattıkları cehennemden çıkmak için elimden geleni yapıyorum fakat son 2 haftadır, müşteriye teşekkür amaçlı oluşturulan Parapuanımı kullanmaya çalışırken, kullandırmama, nedenini anlayamamaya, şikayetimi klasik bir talep gibi anlayıp konuyu kapatmaya çalışma gibi birşeyler yaparak, sabrımı tamamen dolduran Finansbank’ın artık en büyük anti-marka elçisi olmaya karar verdim.

Şöyle özetleyeyim:

Çağrı Merkezi eğitimsiz, bilgisiz ve komik.
Çağrı merkezi ile konuşup derdinizi anlattığınızda, önlerine konulmuş metinler dışında hiçbir cevap veremiyorlar. Üstlerine gidip, sonuç odaklı konuşmaya çalıştığınızda ise sizinle ağız dalaşına giriyorlar.

Şubeler ne yaptıklarını bilmiyorlar.
Şubeye gidip bir sorunu çözmeye çalıştığınızda, Genel Müdürlük’ten gelen bilgi dışında hiçbirşey bilmediklerini ve muhakeme dahi etmediklerini görüyorsunuz.

Güven yerine üstünü kapatıyorlar.
Her defasında sözlerine inanıp işlem yapmaya çalışan ben, yine hayal kırıklığına uğrayıp, bankadan yardım almaya çalışıyorum. Güven vermek ve problemimi çözmek yerine, “biz birşey yapamayız” deyip konuyu kapatıyorlar.

Sonuç olarak, iyi bir banka olmak için “finansçı da finansçı” demek yetmiyor. Allah aşkına, Türkiye’de kaç kişi “finans” kelimesinin gerçek anlamını biliyor? Müşterisinden ne kadar uzakta olduğu bu söylemden anlaşılıyor.

Bankalar, paramızı sakladığımız yer değildir. Bankalar, paramızla ilgili neler yapabileceğimizi, nasıl yapabileceğimizi anlatabilecek, güven duyabileceğimiz yerlerdir. Finansbank, müşterisine tercihinden dolayı teşekkür edeceğine pişman bırakıyor.

İşin en komik yanı ise, müşteriye yarar sağlamak için oluşturduğu Parapuan ile daha da mutsuz ve nefrete dayalı bir noktaya getirdiği müşteriler elde ediyor.

Finansbank’a öneri; sürecini düzeltmeden, büyük söylemlerde bulunma.

20140119-154146.jpg

Fatura Görseli mi?

Digiturk Bayii Saricam Elektronik

Image

Epostalarımı kontrol ederken, sıkça gördüğüm bir çeşit de, Fatura bilgileri.

XX Bankasının Hesap Özeti.

YY Bankasının Puan Özeti gibi gibi.

Ama fark ettim ki, aralarında en “dikkat çekici” olanı Digiturk imiş.

Gönderdikleri faturanın “subject” (konu) bölümünde, “Fatura Görseli” yazıyor. Hayır, faturayı bıraktım, “faturanın görseli” diye bir tanım hem ne kadar anlamsız hem de ne kadar komik.

Markalar unutmamalıdır ki, müşterinizin sizden birşey satın alması için kafa patlatırken, ödemenizi alırken de aynı hassasiyette bulunmanız gerekir.

Düşünüyorum, bu zamana kadar bir markadan faturası/hesap özeti için Konu bölümünde “Aralık ayında da bizi tercih ettiğiniz için teşekkürler!” gibi bir ibare ne zaman göreceğiz?

Sağlam irade derken?

Bu sıralar hem gazetelerin manşetlerine hem de billboard’lara konu olan bir söz öbeği var: Sağlam İrade.

Siyaseti bir kenara bırakarak bu çalışmayı hazırlatan sivil dayanışma derneği’ne nacizane bir çift laf söylemek isterim.

Uzun yıllar boyunca çok başarılı bir havayolu şirketi için bir konferans hazırlıyor ve yapıyorduk. Bu konferansta, katılımcılara uçuş alışkanlıklarıyla ilgili soru yönelttiğimiz bir de anket doldurtuyorduk. Sorulardan bir tanesi de kısa ve uzun uçuşlarında, herhangi bir havayolu seçmelerinde kararlarını etkileyen ilk 3 neden idi. Seçeneklerden bir tanesi “güvenlik” idi ve neredeyse hiçkimse bu seçeneği işaretlemiyordu. İlk başlarda şaşırmıştık, insanlar bir havayolunun güvenli olduğunu nasıl önemsemiyordu?

Fakat bir şeyi atladığımızı fark ettik! Bir havayolu için “güvenlik” zaten olması gereken bir özellikti, bunu ayrıca belirtmeye ne gerek vardı? Güvensiz olan bir havayolu olabilir miydi? Bunun özellikle altını çizmek istemek, asıl o zaman bir güvensizlik yaratıyordu.

Özetle, sağlam irade de siyasi bir yapının olmazsa olmazıdır. Bunun altını çizmeye çalışmak, güvenli bir havayolu demeye benzer. Anlamsızdır ve asıl o zaman bir iradesizlik mi var? şüphesini uyandırır.

Uzun lafın kısası, ha siyaset ha pazarlama fark etmez. Her yol aynı kapıya çıkar. Önerim, herkesin iş dünyasından kendine pay çıkartmasıdır.

20140113-215121.jpg

Adolf Hitler artık yok

Video

Almanya’da bir okula başvuru esnasında hazırlanmış bir Mercedes reklam filmi “uber-viral” oldu.
Başarılı çekimi ve zeki yaklaşımıyla, “gerçek mi? değil mi?” sorularını da akıllara getiren, sözde Mercedes reklamını sizlerle paylaşmak istedim.

Bu video, bana Ata Demirer’in Osmanlı Cumhuriyeti filmindeki, ilk sahnede çocuk Atatürk’ün ağaçtan düştüğü ve “öldüğünü düşündüğümüz” sahneyi hatırlattı. Hitler ile Atatürk tamamen iki zıt lider olmasına karşın, tarihi değiştiren liderlere olan bu yaklaşıma çok da yabancı değiliz.

Zira, filmdeki o sahnede gözlerimiz dolmuştu.

Sözde Mercedes reklamının altındaki yorumlara bakılırsa, bu reklamın gerçek olduğunu düşünmek isteyen birçok kişi var.

Atatürk’ün ölmediğini gördüğümüz sahneyle sizi başbaşa bırakıyorum.