YouTube kapanıyor!

01 Nisan şakaları için bir çok senaryo uyduran markaları ve hikayelerini biliyoruz. Bunlar arasında orjinal ve basit bir şaka da YouTube’dan geldi.

01 Nisan 2013 tarihiyle kapanacağını açıklayan YouTube, 2005 senesinden beri sitesine yüklenen binlerce video içerisinden en iyisini seçeceğini ve 2023’te bunu duyuracağını anlatan bir videoyu YouTube’a koydu. Ayrıca, bu yarışmaya katılmak isteyenlerin bu geceyarısına kadar da videolarını yüklemeleri için hatırlatma da yapıyor. :)

YouTube kapanıyor mu?!

Hep söylüyorum, ne kadar basit o kadar iyi. Bizler hep karmaşık fikirlerle hedef kitlemizin kafasını allak bullak edip zekamızla gurur duyuyoruz. Halbuki bu basit şaka, herkesin dikkatini çekti! Ve eminim videoyu izleyenlerden bazıları ciddiye alıp feryat figan ağlamaya başlar, sosyal medyayı kasıp kavurur.

Bu video aklıma iki şey daha getirdi. 01 Nisan günü için türlü türlü senaryoları hazırlayan birçok marka var. Çoğunlukla bu tarz şakalar kullanıcıların aksiyonlarına bağlı olarak dallanıp budaklanıyor. YouTube ise gerektiğinden fazla uğraş vererek profesyonel bir hazırlık yapıyor. Sadece 1 gün için bunca uğraş kullanıcısına verdiği değeri gösteriyor. Kullanıcısının kendi arkadaşlarına da yapacağı bir şaka olarak kullanacağı bir malzeme yaratmakla beraber ayrıca suratlarda gülümseme de oluşturuyor. Ki YouTube gibi markaların vaadi eğlence. Yani tam 12’den hamle!

Aklıma gelen diğer konu ise; Pazarlamacılar olarak kullanmaya bayıldığımız RAK (random act of kindness), kullanıcılara/müşterilere beklemedikleri bir anda yapılan incelik, nezakettir. Genellikle, kullanıcılarımızın bağlılıklarına göre bu tür yolları dener dururuz. Fakat bu eğlenceli video bana RAK’ın sadece kişisel değil kitlesel de olabileceğini hatırlattı. Bir düşünün…

Herkese zeka dolu 1 Nisan’lar!

20130331-231826.jpg

This is the #Googleplex

Herkeste bir video yapıp kendinden konuşturma modası tutturdu gidiyor. Bunun en son örneği de eski rapçi, yeni Google çalışanı Andrew Fink’in Google için Googleplex’te yaptığı rap videosu.

Welcome to Google!

Öncelikle bilmeyenler için söyleyelim bu ilk örnek değil, başka markaların çalışanları da buna benzer rap videoları yapmış ve yayınlamışlardı. Fakat ben Andrew’un videosuna denk geldim ve kendime sordum, bir marka çalışanlarında nasıl bir etki yaratabilir ki böyle bir video yapmasını sağlayabilir? Veya hangi marka böyle bir videonun yapılabilmasınden rahatsız olmayacağının mesajını verebilir?

Çalışanların memnuniyeti özellikle de Amerikan firmalarında her zaman çok önemli bir mevzudur. Amerika’da okuduğum ve iş aradığım esnada girdiğim bir mülakatı hatırlıyorum. Mülakat KPMG ile idi. Mülakatı yapan adamın bana söylediği bir cümleyi hiç unutmam: “unutma benim seni beğenmemin önemli olduğu kadar senin de bizi beğenmen önemli”. Bu anımı her zaman Türklerle paylaşmayı sevmişimdir çünkü Türkiye’de herşeyin işverenin kontrolünde olduğuna inanılan bir ortam var ki bu hem yetenekli çalışanı işten uzaklaştırıyor hem de yaratıcılığı baltalıyor.

Bu bakış açısından yola çıkarak, Google’ın gerek ofis ortamını ev ortamına çevirmeye çalışması gerekse de genç nüfusu önemsemesiyle Andrew Fink’in böyle bir yaklaşımda bulunması şaşırılacak birşey değil. Google açısından bakarsak, çalışanlarını nasıl gururlandırdığını ve mutlu edebildiğini hiçbir şey yapmadan kamuoyuna gösterebilmesi de benim açımdan kocaman bir artı puan daha kazandırdı. Ayrıca, şarkı sözlerinde Google’ın sahibi olduğu markaları sıralayan Andrew’un bir Google çalışanı olarak çalıştığı şirket hakkında ne kadar bilinçli olduğunu görmek de benim markaya olan güvenimi arttırdı.

Tüketiciler her zaman markaların reklam yapmaya çalışmadan yaptıkları olumlu şeylerden çok daha fazla etkilenirler. Zaten mesajların içinde boğulmuş olan tüketici, halktan birisinin bir marka hakkında söylediği/yaptığı olumlu ya da olumsuz şeyleri dikkatle dinler ve kafasının bir köşesine not eder. Bu halk özellikle de firmanın içinden gelen birisiyse değmeyin tüketicinin keyfine. Tüketici yapılan işin olumlu ve güvenilir olduğundan emin olacağı tek yerin, firmanın içi olduğunun farkındadır. Spor markalarının veya çok büyük teknoloji şirketlerinin çocuk çalıştırdığını duyanlar, o firmalara tavır almışlar hatta protesto etmişlerdi. Hele ki hepsi de bu markaların kullanıcısıydılar. Yai uzun lafın kısası kullanıcı için içeride olanları görmek herşeyden çok önemlidir.

Bu gibi ortam sağlayanlardan bir diğeri de Facebook. Facebook, Google gibi ofislerini ev ortamına çevirerek çalışanlarının ofisteki zamanlarını eğlenceli ve yaratıcılığa açık hala getirdi. İki firmaya da baktığımızda bunun olumlu sonuçlar verdiğini görüyoruz.

Sonuç olarak, Andrew Fink’in amacı rapçi kimliğini mi Googlerlığını mı ortaya çıkarmak bilinmez ama Google’ın çalışanlarına verdiği gurur, markanın en büyük Pekiyisidir!

20130305-220417.jpg

Facebook vs. Google

Facebook ve yaptıkları ile alakalı bir sürü farklı makaleler bugüne kadar yazıldı ve çizildi. Stratejisi, aldığı adımlar, yenilikleri ve hatta sorunlu CEOsu.

Zuckerberg’in hakkında filmler bile çekildi. Kısa sürede parayı vuran gençlerkervanından olan Zuckerberg’in ne derece başarısız bir yönetici olduğu da durmadan altı çizilir oldu. Ha battı ha batacak diye beklenen Facebook yine de yenilikler getirmeye ve rakipleriyle savaşmaya devam ediyor.

Business Insider’da okuduğum makale de beni bu konuya getiriyor zaten:

http://www.businessinsider.com/facebook-google-conversion-tracking-2013-1

Konumuz: conversion tracking. Facebook’un yeni silahı.

Bundan aylar öncesinde Google’ın geleceğe bakışıyla alakalı bir yazı okumuştum. Yazıda, Google’ın “kişisel” aramalar yapabilmek ve bunları bir logda tutabilmek için testler yaptığından bahsediliyordu. Olay şöyleydi: zaten hepimizin google account’u olduğu bir dünyada, accountumuza bağlı iken Google üzerine yaptığımız her tür arama ve buna bağlı olarak attığımız tüm adımlar Google tarafından saklanacak ve buna bağlı olarak satış arttırıcı, aramaları kolaylaştırıcı kişisel teklifler ve yönlendirmelerde bulunacaktı. Hatta, Google+’ın sanıldığı kadar fos olmadığı ve bu projeye hizmet ettiği de belirtiliyordu.

Korkmuştum. Çünkü kim bu kadar takip edilebildiğini fark etmek ister ki? Bir yandan da etkilenmiştim. Bu tür bir yapay zeka, tüm “consumer” yani tüketicilerin beynine giden gizli yolun keşfedilmesine yardımcı olacaktı.

İşte, bu noktada Business Insider’daki yazıya dikkatinizi çekmek isterim. Zuckerberg de bu yazıyı okumuş olmalı ki hızlı davranmış. Hayır, graph search’ten bahsetmiyorum. Daha sessiz fakat daha çok dolar anlamına gelen bir konudan bahsediyorum.

Facebook, “conversion tracking” ile beraber, Facebook platformu üzerinde markalar tarafından konulan tüm reklamların geri dönüşünü ölçtürebiliyor. Hatta belirli bir zaman kısıtlamasına pek de gerek kalmadan anladığım kadarıyla.

Bu da ne demek oluyor? Pazarlamacıyım diye geçinenlerin Facebook platformunu kullanırken sonuca ulaşmakta daha da ciddi olması gerektiğine delalet ediyor.

Peki siz ne düşünüyorsunuz?

20130212-221636.jpg