Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

About Ipek Alkan

10 seneye yakın süredir; farklı sektörlerde faal olan (havayolu, perakende, enerji, kağıt vb.) firmaların yaşadığı problem ve ihtiyaçlara uygun çözümler geliştirip yönetiminde de aktif rol alan; öncelikli olarak Pazarlama, Stratejik Planlama ve Uygulama konularında danışman.

Bi’log Arası: Karahasan’s

Yeni yılın ilk konukları, genç girişimciler ve moda dünyasının elmasları Simge ve Bige Karahasan kardeşler! Kendileri hem ilkokul çağıma dayanan bir arkadaşlığın temsilcileri hemde başarılarıyla her birimizi gururlandırıyorlar. Simge ve Bige beni kırmadılar ve yoğun iş tempolarının yanında, moda dünyası hakkında konuşmaya fırsatı yarattılar. Kendileri hakkında daha fazla bilgi için ve online alışveriş için lütfen sitelerini ziyaret etmeyi unutmayın: www.karahasans.com 

İyi okumalar!

İpek Alkan: Kendinizden biraz bahseder misiniz?bigsim

Simge Karahasan: Ilkokul ve ortaokulda resim yapmayı çok seviyordum. Resim konusunda bir çok yarışmada derecelerim vardı. Ama moda dünyası beni daha çok cezbetti ve lisede moda tasarım okumak istediğime karar vererek üniversite seçimimi ona gore yaptım. Üniversiteden mezun olduktan sonra Türkiye’nin önde gelen tasarımcısı Özlem Süer ile çalışma fırsatı buldum. Burası benim için ikinci bir üniversite oldu ve bu üniversitemi de başarılı bir şekilde bitirdim. Özlem Süer’in ve ailemin de desteğiyle kendi moda markamız KARAHASANS’ı kurdum.

Bige Karahasan: Ben küçüklüğümden beri ne olmak istediğime bir türlü karar veremiyordum. Üniversitenin ekonomi bölümünü bitirdikten sonra farklı alanlarda staj ve iş tecrübelerim oldu. Masterımı tamamladıktan sonra bir e-ticaret şirketinde pazarlama uzmanı olarak çalışmaya başladım. Burada pazarlamanın benim işim olduğunu anladım. Edindiğim tecrübelerle beraber kendi moda markamız Karahasans ortaya çıktı.

Okumaya devam et

Mutlu yıllar!

Tüm takipçilerime ve okuyucularıma ve sevdiklerine;

yeni yılda öncelikle sağlıklı olmanızı diliyorum.

Sonrasında da sıralayım gelsin:

1) Huzurlu olun, unutmayın huzuru ancak siz bulabilirsiniz.

2) Mutlu olun, mutlu edecek kararları verin.

3) Başarıdan vazgeçmeyin, pes etmeyin.

4) Bahane kelimesini bile kullanmayın, çözüm odaklı olun.

5) Kendinizi sevin, emin olun etrafınız sizi daha çok sevecektir.

6) İnanın. Sadece 2015’e değil, kendinize inanın.

Yeni yıl takvimdeki bir rakam.

Siz, takvime değil, kendinizin sihrine inanın.

Herkese mutlu yıllar! :)

Embed from Getty Images

Bi’log Arası: Sibel Vidinlioğlu

Bu haftaki konuğum, değerli avukat, hoş sohbet Sibel Vidinlioğlu! Kendisiyle tanışmamız, ondan hizmet almamızla başlamış olsa da kısa zamanda sevdiğim ve değer verdiğim bir arkadaşlığa dönüştü. Hukuk konusunda, yeni neslin güçlü temsilcilerinden olan Sibel ile biraz yasaları, hukuku konuştuk. İyi okumalar!sibel ofis

İpek Alkan: Kendinden biraz bahseder misin?
Sibel Vidinlioğlu: İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunuyum. Hukuk okumayı hep çok istedim. Her ne kadar dizilerden filmlerden etkilenmiş olmasam da yaşadığımız ülke, içerisinde bulunduğumuz durum  biraz bu alanda eğitim alma isteğimi ortaya çıkardı diyebiliriz:)
İpek Alkan: Küçükken, Amerikan Avukatlık dizilerini/ filmlerini izleyip etkilendikten sonra ben de avukat olmak istiyorum dediğimi bilirim. Sonrasında fark ettim ki, Türkiye’de işler öyle değilmiş. :) Sence, bizim hukuk sistemimizle, yurtdışındaki hukuk sistemleri arasındaki en büyük fark nedir?

Okumaya devam et

Bi’log Arası: Gökhan Mercanoğlu

Bu hafta, sektörde adını yüksek olasılıkla duyduğunuz, işinin duayenlerinden, dost insan Danışman ve Girişimci Gökhan Mercanoğlu’nu okuyacağız, dinleyeceğiz. Kendisi gerek global gerekse de lokal birçok firma ile çalışmış, hizmet vermiş ve birçok sektörün nabzını tutabilen bir girişimci. Her zaman yeninin peşinden koşan, araştırmacı ve hep beyin GM1fırtınasına hazır Gökhan’ın hızına yetişmek pek mümkün değil ama, ben biraz hızını yavaşlatarak cevapları almaya çalıştım. :) İyi okumalar!

İpek Alkan: Kendini biraz anlatır mısın?

Gökhan Mercanoğlu: Kısaca Danışmanım:)  Danışmanlıkta 15. Seneye giriyorum bu süreçte finanstan, enerjiye, tekstile, inşaata, teknolojiye, üretime hemen hemen bilinen tüm sektörlerde sektörde 40’dan fazla firmanın 60’dan fazla projesinde danışman, proje yöneticisi olarak görev aldım. Bu alanda, 30’dan fazla yayınlanan makalem oldu, 5 teze kaynaklık yaptıktan sonra dayanamayıp CRM konusunda bir de tez yazdım. Bildiğin gibi çok rahat durmayan bir insanım sürekli bir şeyleri araştırır yeni fikirler ortaya koyar eğer kaynaklar mümkünse hayata geçirmeyi denemeyi severim.

İpek Alkan: Özel sektörde hatırı sayılır bir firmada üst düzey yönetici iken, kendi işini kurmaya karar veriyorsun. Kararı vermek zor oldu mu? Şu an, bu karardan memnun musun?

Gökhan Mercanoğlu: Böyle sorunca zor bir karar olarak görünüyor. Fakat ben hayatın her dönemine proje olarak bakıyorumTüm girişimlerimde 2000, 2004, 2010, 2011 hepsi bir “Yeni bir proje ” dolayısıyla bu tip kararı vermek çokta güç olmadı.

Ben çevremdeki girişimci adaylarına; rahatınıza düşkün değil, riskleri seviyor, kaynaklarınız uygun ve yapacağınız işe tutku duyuyorsanız ve sonuçlarını ön görebiliyorsanız hemen girişimci olmalısınız diyorum. Bu nedenle kesinlikle verdiğim karardan memnunum.

İpek Alkan: Çoğu danışman, çok daha teorik yaklaşımlarda bulunur. Bence, senin en büyük farklılıklarından birisi de işin teknik tarafını da biliyor hatta yapabiliyor olman. Bu özelliğin size ne gibi avantajlar sağlıyor?

Gökhan Mercanoğlu: Aslında ben bunu dansa benzetiyorum. Teori tarafı kadar teknik tarafta güçlüyse iyi bir sonucu görüyoruz. Yani iki partnerinde iyi olması gerekiyor. Bunun farkındalığıyla kar amacı gütmeyen ERPakademi’yi kurarken akademik dünyanın ürettiği teori ve tezleri teknikle buluşturarak uygulamalara dönüştürmemizi sağladı.  Bu süreç teknik tarafımın da gelişmesini sağladı.

Şimdilerde bir proje düşünülürken hemen teknik alt yapısını, yeni teknoloji kaynaklarını, risklerini, çözülmesi gereken olası teknik problemleri teori aşamasında düşünerek çözümler/alternatifler üretmemizi sağlıyor, daha çevik kararlar almamızı sağlıyor. Ben her proje paydaşının biraz da olsa teknik tarafını geliştirmesi gerektiğine inanıyorum.

Embed from Getty Images

İpek Alkan: Firmalardaki en büyük ihtiyacı en çok nerede görüyorsun?

Gökhan Mercanoğlu: Firmalarda en büyük ihtiyacı; analitik çözümler ve analiz araçlarında görüyorum. Özelikle işletme hedeflerine ulaşma, geri dönüşümleri izleme hem de yeni fırsatları görme konusunda; büyük veri analizi, analitik çözümler önemli yer kaplamaya devam ediyor.

İpek Alkan: Firmanızın sosyal medya ayağı da bulunuyor. Sosyal medyaya baktığında sence tamamen doyuma ulaştı mı? Yapılabilecek yeni bir platform/ uygulama kaldı mı?

Gökhan Mercanoğlu: Kişisel kanaatim, sosyal medyanın kullanımında standart yapılabilecekler bir noktaya geldi fakat doyuma ulaştı demek için daha çok erken. 2015 de lokasyon bazlı pazarlama, mikro hedefleme, sem daha da önemli olacak. Özellikle sosyal medyayı kullanarak, doğrudan pazarlama alanında yapılacak çok proje olduğunu söyleyebiliriz.

Platform konusunda ise; bugüne kadar hep kurumdan tüketiciye yönelik uygulamaları gördük. Yakın gelecek ise, tüketiciden kuruma doğru, dış görünün yoğun olduğu platformlar ile karşılaşıyor olacağız.

İpek Alkan: Sektörde özellikle mobil geliştiricilerde bir açıklık var. Herkes uygulama geliştirdiğini söylüyor ama kalite çok düşük olabiliyor. İyi yapanlar ise şu an sektörü sömürüyor. Sence, Türkiye’nin bu konuda geri kalmasının sebebi nedir? Mobil dünyanın bu kadar büyüyebileceğini öngöremedik mi?

Gökhan Mercanoğlu: Haklısın, mobil konusunda uluslararası alanda çok iyi bir konumda olabilirdik. Sanırım bu dönüşümde daha kısa vadede yüksek kazanç beklentileri sektörü olumsuz etkiledi. Projelerin katma değerine bakmadan sırf mobil proje yapmak için projeler gerçekleştirildi. Şöyle düşündüğümüzde bile iyi iş çıkaran uygulamaların/firmaların sayısı iki elin parmaklarını geçmiyor.

“Sömürme” konusuna gelince, bu çok doğru bir tespit. Mobil yaygınlaşma sürecinde iyi yazılım evleri bir karar verme durumda kaldılar, ya web/masaüstünde kalacaklar ya da mobili destekleyeceklerdi. Konservatif davranan birçok iyi yazılım evi var olan pozisyonlarını korumak için web/masaüstünde kaldılar. Şimdilerde bizde “mobilci” olduk deseler de bu seferde referans projelerinin az olmasından dolayı bilinen mobil üretici firmalara işler kaymaya devam ediyor. Bu da mini bir projenin bile yüksek bütçeler ile karşılaşmasına neden oluyor.

Mobil dünyanın bu kadar büyüyebileceğini öngöremedik mi?  Evet, sanırım bu ülkede hep böyle oluyor; çok değil daha 10 sene öncesine kadar “neden web siteniz olmalı” diye web üreticileri, firmaları ikna etmeye çalışıyorduk. Web gerekli mi, ticari sistemler gerekli mi, bilgisayar gerekli mi, matbaaya kadar gider :) bu konuda danışmanlara, sektör öncülerine, kanaat önderlerine düşen yeni bir akım/konsept/platform oluştuğunda çok boyutlu analizlerle, derinlemesine öngörüler ile uzun vadeli çıkarımları sektöre paydaşlara sunmaktan geçiyor. Ya da otorite kabul edilen uluslararası araştırma kuruluşlarının ön görü ve analizlerini daha yakından takip etmek gerekiyor.

İpek Alkan: 2015 senesine girerken, firmalara daha karlı bir yıl geçirmeleri için ne öğüt verirsin?

Gökhan Mercanoğlu: Bir öneri olarak hiç değişmeyecek bir gerçek var; müşteriyi “doğru” anlamak. Segmente ederken, ürünleri geliştirirken, ekipleri hazırlarken, projeleri geliştirirken, sunarken ve fiyatlandırırken müşteriyi doğru anlamak gerekiyor!  Müşteri her şeyi biliyor, daha iyi kıyaslıyor ve kendini en iyi anlayan firmayı tercih ediyor! Firmalar müşteriyi ne kadar iyi anlarlarsa, o derece az maliyetle; doğru müşteriye ulaşabilirler. Bu nedenle analitik araçlar, firmalar için yeni rekabet silahı olarak görünüyor.

İkinci olarak da Google’ın ConsumerBarometer  Türkiye’nin online kitlesi ve tüketici kitlesi konusunda çok önemli istatistikleri ortaya koydu bence firmalar bu analizden de faydalanarak yeni çözümler, yaklaşımlar uygulayabilirler.

Bi’log Arası: Merve Alkan

Bu haftaki konuğum Bursa’dan; Merve Alkan. Kendisi Uludağ Üniversitesi Maliye Bölümü’nden mezun olduktan sonra, yeteneği ve kalbinin doğrultusunda bir yol almaya karar verdi. Merve hem gelecek vaad eden, genç bir modacı hem deimage-2 ticari zekasıyla hızla dikkat çeken bir girişimci. Tüm bunlara ek olarak da benim kız kardeşim olsa bu kadar severim dediğim nam-ı diğer görümcem.:) 

Hem moda trendlerini okuyalım hem de biraz kendisini tanıyalım ne dersiniz?

İpek Alkan: Kendinden biraz bahseder misin?

Merve Alkan: 87 model terzi dedenin 3. kuşağıyım diyebilirim. Emeğin ve zaanatin son kalan neferlerinden olmak en temel amacım :)

İpek Alkan: Maliye okuyup, moda işine atılmak çok enteresan, ikisinin arasında dağlar kadar fark var. Kendindeki moda tutkusunu ilk ne zaman fark ettin?

Merve Alkan: İlk başta insanların tepkisi bu yönde oluyor fakat temelimde tasarım yapmakla birlikte kendi işyerimi açmak ve ideallerimi gerçekleştirmek olduğundan iktisadi idari bilimler fakültesinde bir bölümde eğitim almak hedefimdi. O doğrultuda maliye bölümünü bitirdim. Tasarıma olan ilgim farklı sinyallerle ortaya çıktı. Daha bilinçlenmeden etrafımdaki malzemelerden farklı materyallerden tasarımlar yapmaya çalışırdım oyundan anlayışım dahi buydu.

İpek Alkan: Bu yolculuğunda sana ilham veren idollerin var mı? Kimler onlar?

Merve Alkan: İdol demek çok doğru olmaz. Benim için başından beri hikayelerini takip ettiğim izlemekten zevk aldığım kişiler imagevar ama esinlenmemek ve etkilenmemek adına çok fazla ağırlık vermemeye çalışıyorum. Genelde kendi çizimlerini kumaşlara yansıtan ya da tamamen el işlemeciliğiyle tasarımlarını tamamlayan kişiler bunların başında geliyor; Mary Katranzou, Ellie Saab  gibi isimler…

İpek Alkan: Şu an Türkiye’deki moda sektörünün umut vaadettiğini düşünüyor musun?

Merve Alkan: Türkiye’deki moda anlayışı maalesef dünyadakinden oldukça  farklı. Emek çok, takdir pek yok. Ama tüm gücüyle çalışan tasarımcılar ve onlara yardımcı olmaya calışan firmalar var. Bu bakımdan ümit vaat edici diyebiliriz, kısmen de olsa.

İpek Alkan: Yurtdışında birçok moda markası kısa zamanda devleşebiliyor. Sence Türkiye sizin gibi genç modacıları yeterince destekliyor mu? Ne gibi imkanların eksikliğini hissediyorsun?

Merve Alkan: Aslında bilindik moda evleri tasarımcıları kendi bünyelerine katıp ilerleme  sağlıyorlar ya da hitap edilen kesim çok genişse  büyüme o oranda artıyor. Alternatif kalmak ve kendine özgü olabilmenin de bazı bedelleri oluyor. Türkiye’deki durum daha farklı; destek görmek için bilindik bir firmayla çalışmanız lazım ama ne zaman kendi isminizi kullanabilecek seviyeye gelirsiniz orası muallak…

Maddi manevi destek bulmak ciddi derecede zor en başta yeterli maddi güç ile işe girişiminiz olabilir. Tabii insanların el emeğine ve hayal gücüne  karşı  saygısı,ilgisi artmadıkça yeterli teşvikler şu anda ülkemizde mümkün değil.

İpek Alkan: Bu bağlamda, başarılı olsun ya da olmasın bir yandan da ipini koparan butik açıyor. Nasıl farklılaştığına inanıyorsun?

Merve Alkan: Girişimci  çok evet diğerlerinden ayrılmak başta kendi içinde bunu farketmekten geçiyor. Tasarım stüdyosu olmak doğru adımlarla misafirlerimizin  istekleri  doğrultusunda eskizler  hazırlamak anlık olmayarak konsept olarak onların yanlarında olup ihtiyaç  duydukları zamanda destek vermekten geçiyor maddi çıkarlar gütmeden verdiğimiz emeğimizi de hiçe  saydırmadan samimi  ve dürüst  yaklaşımlarla  doğru  noktalara gelmek mümkün, iyi iş de kötü iş de elbet size döner gelir bunu gözardı  etmemek lazım!

image-3

İpek Alkan: Biraz da tüyo alalım. 2015 modasında bizleri ne bekliyor?

Merve Alkan: 2015 yılı farklı tarzlar akımlar olacak. Her yıl olduğu gibi maskulen kesimler feminen detaylar zaman zaman retro nostajik etkileşimler net keskin çizgiler yok, tarzları karıştırabilir kendi stilinize uygun homojen bir görüntü elde edebilirsiniz.

İpek Alkan: Senin gibi yeteneklere bu işe başlarken ne yapmalarını ve yapmamalarını önerirsin?

Merve Alkan: Her insanın sahip olduğu bir yeteneği kabiliyeti vardır mutlaka bu da sevdikleri kriterlerle birleşiyorsa kesinlikle bunlara yönelsinler kısa vadede kazanılacak maddi manevi hazlar uzun vadedeki hayatlarının yanında koca bir sıfır kalır çünkü insan mutlu olduğu işte başarılı olur ve karşılığını alır! Vazgeçmemek en temeli.

Yapacakları işte iyi araştırma karşılaştırma ve değerlendirme yapmalarını öneririm çünkü herkesin hayatında farklı öncelikler var aynı oranda imkanlara sahip olunamayabiliyor maalesef. Tıkandıkları anda alanlarıyla ilgili kişilere yerlere başvurmalarını öneririm. Gözü kulağı kapamadan ama eleştirilerden çok etkilenmeyerek başlangıç yapmalılar. En doğru ses insanın içindeki sestir :)