Dün Kanal 24’teydim!

Video

http://tvarsivi.com/teknopark-20-10-2013-izle-e_119900.html

Kanal 24’te Selin Canik’in sunduğu Teknopark Programı’nda “artırılmış gerçeklik” ve “WeBubble” uygulamamızdan söz ettik.

Paylaştığım linkteki ilk haber olan röportajımızı izlemenizi tavsiye ederim.

 

1269034_574294292619371_1073135118_o

Apple’ın paramparçası bile önemli

Hep söylüyorum, Apple bir aşk. Cihazlara dokunmak istiyorsun! Bir parçan sanki korumak, kollamak ve nazik olmak istiyorsun. Anlıyorsun ki, tasarım budur aslında. Yalın fakat bir o kadar da duyulara hitap eden. Aşk işte yani.

Biz, pazarlamacılar, bayılıyoruz tabii, o markaya “love mark” diyeceği, başkasına “dull” diyeceğiz. Farklı terimleri, iki süs bir İngilizce derken daha güzel ifade eder oluyoruz. Bu love marklara da veriyoruz en sahici örneği Apple diye. Başka örnekler de var Coca-Cola gibi ama Cola’ya aşk değil de tatma duyusu hakim oluyor. Apple’a ise tüm duyular!

Herhalde bu düşünceler başkalarına da tam ters anlamda bir ilham vermiş olacak ki Alman Michael Tompert’in Apple cihazlarıyla yapmış olduğu “sanat” ile karşılaştım. Cihazlara olan bağımlılığımız ve gerçeklikten uzaklaşışımızla ilgili olarak Apple ürünlerinin zarar görmüş halleriyle bir proje oluşturmuş; 12LVE. Sanatsal sanatsal paramparça etmiş hepsini, arkadaşı Paul Fairchild ise fotoğraflarını çekmiş.

İşin diğer bir garip tarafı, Tompert’in eski bir Apple çalışanı da olması.

Fotoğrafların bir kısmını görmeniz için linki paylaşıyorum: 12LVE

Ama Allah aşkına. Bu sanat mı?

Teknolojinin hayatımızı ne kadar kötü bir şekilde etkilediğini anlatmak için teknolojinin yegane sembollerinden birisini parçalamak mı gerekir? Fotoğraflara baktığımda, kablolardan oluşan love mark bir ürün görüyorum. Bir sanat mı? Emin olamıyorum.

20131015-000518.jpg

Birisi LinkedIn’e yardım etsin!

 

 

 

 

Geçen gün LinkedIn hesabımı kontrol ederken, çıldırmaya başladığımı düşündüm. Hesabıma her baktığımda “notifikasyon” bölümünde “1” işareti vardı. Her defasında, biri yazdığım birşeyi mi like etti, yoksa profilime mi baktı diye açtığımda aşağıdaki görselle karşılaştım.

Image

 

LinkedIn’de takip ettiğim bazı uzmanlar var. Bunlar belirli konularda yazılar yazıyor, sorular soruyor bir nevi beyin jimnastiği yaptırıyor. Çoğu kez okumaya fırsat bulamasam da boş zamanlarımda beslenebileceğim kişiler arasındalar. Okuduğum zamanlarda ise elimden geldiğince yorum veya cevap yazmaya çalışıyorum. Bu bir nevi, Facebook’ta da “Like” ettiğiniz herhangi bir Page’te bir posta yazdığınız yoruma denk geliyor.

Küçük bir farkla.

Facebook’ta bir post’a yazmış olduğunuz cevap sonrası ilgili post’a diğer kullanıcılar tarafından herhangi bir aksiyon alınırsa, 1,2,3 kez size notifikasyon akıyordu ki artık o da gelmiyor. LinkedIn’de ise, 85 kişi bile alakasız cevap verdiğiniz bir postu sadece “like” etse dahi size notifikasyon düşüyor. Düşüyor da düşüyor! Bunun kullanıcı açısından ne kadar sinir bozucu olduğunu hiçbir LinkedIn yetkilisi de farkına varmıyor!

LinkedIn’in başka bir sorunu ise e-posta yolu ile aksiyon haberdar etmesi. Profilinizde (arkadaş talebi dışında) olan herşey, olduktan 3-4 gün sonra sizin epostanıza düşüyor. Yani platform sizi geriden takip ediyor.

Sonuç olarak, birisinin gerçekten de LinkedIn’e yardım etmesi gerektiğini düşünüyorum. Hız, dinamizm ve kullanıcı dostluğu bakımından hala çok eksikleri var ve bu hele ki “iş insanları”nın kendisinden uzaklaşması için yeterli sebepler.

Unutmadan söyleyelim, LinkedIn yakın zamanda, dünya üzerinde başka sosyal medya platformlarının olduğunu ve bunları da bir şekilde kullanması gerektiğini anladı. İnsanlık için küçük, LinkedIn için büyük bir adım.

Image