This is the #Googleplex

Herkeste bir video yapıp kendinden konuşturma modası tutturdu gidiyor. Bunun en son örneği de eski rapçi, yeni Google çalışanı Andrew Fink’in Google için Googleplex’te yaptığı rap videosu.

Welcome to Google!

Öncelikle bilmeyenler için söyleyelim bu ilk örnek değil, başka markaların çalışanları da buna benzer rap videoları yapmış ve yayınlamışlardı. Fakat ben Andrew’un videosuna denk geldim ve kendime sordum, bir marka çalışanlarında nasıl bir etki yaratabilir ki böyle bir video yapmasını sağlayabilir? Veya hangi marka böyle bir videonun yapılabilmasınden rahatsız olmayacağının mesajını verebilir?

Çalışanların memnuniyeti özellikle de Amerikan firmalarında her zaman çok önemli bir mevzudur. Amerika’da okuduğum ve iş aradığım esnada girdiğim bir mülakatı hatırlıyorum. Mülakat KPMG ile idi. Mülakatı yapan adamın bana söylediği bir cümleyi hiç unutmam: “unutma benim seni beğenmemin önemli olduğu kadar senin de bizi beğenmen önemli”. Bu anımı her zaman Türklerle paylaşmayı sevmişimdir çünkü Türkiye’de herşeyin işverenin kontrolünde olduğuna inanılan bir ortam var ki bu hem yetenekli çalışanı işten uzaklaştırıyor hem de yaratıcılığı baltalıyor.

Bu bakış açısından yola çıkarak, Google’ın gerek ofis ortamını ev ortamına çevirmeye çalışması gerekse de genç nüfusu önemsemesiyle Andrew Fink’in böyle bir yaklaşımda bulunması şaşırılacak birşey değil. Google açısından bakarsak, çalışanlarını nasıl gururlandırdığını ve mutlu edebildiğini hiçbir şey yapmadan kamuoyuna gösterebilmesi de benim açımdan kocaman bir artı puan daha kazandırdı. Ayrıca, şarkı sözlerinde Google’ın sahibi olduğu markaları sıralayan Andrew’un bir Google çalışanı olarak çalıştığı şirket hakkında ne kadar bilinçli olduğunu görmek de benim markaya olan güvenimi arttırdı.

Tüketiciler her zaman markaların reklam yapmaya çalışmadan yaptıkları olumlu şeylerden çok daha fazla etkilenirler. Zaten mesajların içinde boğulmuş olan tüketici, halktan birisinin bir marka hakkında söylediği/yaptığı olumlu ya da olumsuz şeyleri dikkatle dinler ve kafasının bir köşesine not eder. Bu halk özellikle de firmanın içinden gelen birisiyse değmeyin tüketicinin keyfine. Tüketici yapılan işin olumlu ve güvenilir olduğundan emin olacağı tek yerin, firmanın içi olduğunun farkındadır. Spor markalarının veya çok büyük teknoloji şirketlerinin çocuk çalıştırdığını duyanlar, o firmalara tavır almışlar hatta protesto etmişlerdi. Hele ki hepsi de bu markaların kullanıcısıydılar. Yai uzun lafın kısası kullanıcı için içeride olanları görmek herşeyden çok önemlidir.

Bu gibi ortam sağlayanlardan bir diğeri de Facebook. Facebook, Google gibi ofislerini ev ortamına çevirerek çalışanlarının ofisteki zamanlarını eğlenceli ve yaratıcılığa açık hala getirdi. İki firmaya da baktığımızda bunun olumlu sonuçlar verdiğini görüyoruz.

Sonuç olarak, Andrew Fink’in amacı rapçi kimliğini mi Googlerlığını mı ortaya çıkarmak bilinmez ama Google’ın çalışanlarına verdiği gurur, markanın en büyük Pekiyisidir!

20130305-220417.jpg

Yeni Turkcell reklamı- bir operatör markası değil.

Türkiye’de başarılı reklam kampanyaları yapan birkaç marka sayın deseler, muhtemelen söylenecek markaların başında Turkcell gelir. Hem hedef kitlesini iyi tanıması hem de “nereden vuracağını” iyi bilmesi kendisinden söz edilmesine sebep oluyor. Pazarlama stratejisine baktığımda aynı şeyi söyleyemeyeceğim fakat neyse ki bugünki konumuz en son reklamı.

Turkcell’in Yeni Reklamı

İlk olarak izlendiğinde Turkcell’in diğer reklamlarını düşündüğünüzde çok basit ve sıradan bir reklam gibi duruyor. Fakat bu reklam Turkcell’in pazara bakışını ve nasıl yönlendirmek istediğini açıkça gösteriyor ve bu sebeple önem arz ediyor.

1- Güncellik Turkcell, bulunduğu pazar nedeniyle, her zaman güncel olması gerektiğinin farkında. Ve tüketicinin hayatında hep güncel olan birşey var ise o da sosyal medya. Evet, diğer tüm operatörlerin de bu konuya eğildiğini söyleyebiliriz fakat Turkcell sosyal medyadaki dinamikleri kullanarak iletişim kurmayı tercih ediyor: takipçiler & arkadaşlar.

2- Kullanıcıyı (müşterisini) yüceltme Reklamdaki karakterin bir ev dolusu networkü olduğunu görüyoruz. Kısacası popüler bir sosyal medya kullanıcısını görüyoruz; bunun diğer adı platformlardaki “opinion leader”. Turkcell’in buradaki alt mesajını “servisimi platformdaki en güçlüler kullanıyor, ben hep en iyilerin tercihiyim” mesajı olarak da alabiliriz. Böylelikle de en güçlü kullanıcılara uygun en iyi hizmeti verdiğinin de altını çizmeyi hedefliyor.

3- Duygusal bağ Kullanıcılar için en önemli unsur arkadaşlarının ve takipçilerinin adedi ve onlarla olan iletişimi. Reklamdaki karakterin hüzünlü bir şekilde networkü ile vedalaşmasına marka olarak empati gösteriyor ve bu iletişimin önemli olduğunu onaylıyor. Yani bu iletişime hayati önemli damgasını koyuyor.

4- Viral imkanı Reklamda iki tane hashtag kullanılıyor. Turkcell reklamı izleyen sosyal medya kullanıcılarının bu hashtagleri kullanarak reklam ve dolayısıyla kampanya hakkında konuşmaya teşvik ediyor. Reklamda hiç bir şekilde bu tarz bir teşvik olmamasına rağmen kullanıcılarla aynı dili konuşarak ve malzeme yaratarak izlenilenin kampanya reklamı olduğunu unutturuyor. Kim bilir belki bu hashtaglerle bir kampanya yapmak da planları arasındadır.

5- Kanal erişimi Reklamda hem laptop hem de mobil cihaz göstererek kullanıcının her yerde Turkcell’e ulaşabileceğinin mesajı veriliyor.

Sonuç olarak, Turkcell bu reklamla birçok mesajı eğlenceli bir dille tüketiciye fark ettirmeden veriyor. Gerçekten bu hesaplarla mı yapıldı bilemem ama fikri tebrik ediyorum.

20130303-231058.jpg

Facebook yenileniyor… mu acaba?

Facebook hem timeline’da hem de mobil aplikasyonlarında dizayn değişikliğine gideceğinin sinyalini verdi.

Daha bugün, medyaya 07 Mart saat 10:00’da “News Feed”lerde yaptıği değişikliği anons etmek için davetiye gönderen Facebook, bir yandan da Yeni Zelanda’da yenilenen timeline’ını test ediyor.

Aşağıdaki linkte yeni Facebook’un fotoğraflarını bulabilirsiniz.

Yeni Facebook Timeline

Linkteki yapılan yorumlara bakılırsa Facebook bu versiyonu yaklaşık 1 yıldır deniyor fakat nedense daha şimdi şimdi bu konuyla alakalı yazılar yazılmaya başlandı. Bunun iki sebebi olabilir:

– Facebook testini bitirdi ve artık roll-out yapmaya hazır. Tüm dünyayı bu değişime hazırlamaya çalışıyor.
– Haber siteleri gerçekten Facebook’un hızına ayak uyduramıyor.

Ben ilk seçenekten yana hakkımı kullanıyorum.

Bir diğeri de, mobil değişiklikler… Mobil aplikasyonundaki değişiklikle alakalı kesin bir kanıt olmasa dahi bazı beklentiler mevcut. Google+ ve Flipboard gibi daha mobil canlısı bir revizyonun olacağı söyleniyor.

07 Mar’taki medya davetiyesinin iç yüzü

Peki, Facebook bu değişiklikleri niye yapıyor? Hatta en son Mayıs 2012’de revize ettiği mobil uygulamasını tekrar neden değiştiriyor?

Şöyle açıklayayım. Facebook hayatımızdaki en önemli platformlardan birisi haline geldi. Bazımız yaklaşık 7 senedir bu siteyi kullanıyor. Artık bir sosyal paylaşım ağından daha çok bir blog, kütük kıvamına geldi. Kısacası, hepimizin alışkanlığı oldu. Alışkanlıklardaki en büyük tehlike, onun varlığını ve önemini unutmaya başlamanızdır. Alışıksınızdır, kopamayacağınızı sanırsınız fakat bir yandan da monotonlaşmaya başlar. İşte bu sebeple Facebook monotonlaşmaktan kaçmaya ve hep yeni bir yüzle kullanıcının karşısına çıkmaya çalışıyor. Şu ana kadarki dizayn revizyonlarının hiçbirinde insanları memnun edememiş olsa da kendisi hakkında konuşturtmayı ve kendisini hatırlatmayı başarıyor.

Öte yandan, mobil uygulamasında revizyona gerçekten de ihtiyacı olduğu bir gerçekti. 1990 yılının dizaynı ve konseptini kullanıyor gibiydi. Hantal ve görsele gerektiği kadar önem vermiyordu. Kullanıcının bu değişiklikten memnun olacağını düşünüyorum.

Fakat tüm bu değişiklikler Facebook’u sonsuz vazgeçilmez bir site haline getirir mi?

Yeni neslin daha yaratıcılık kokan ve kullanımı daha kolay olan platformları tercih ettiğini görüyoruz. Bunların başında da Instagram ve Twitter geliyor. Mevcut kullanıcıların ise büyük çoğunluğu (bir makalede %70 olarak yazıyordu) Facebook’un yeni gizlilik ve paylaşım değişikliklerinden ötürü hesaplarını dondurmaya başladılar. Ayrıca. Facebook App developer’larda Facebook’un, habersiz bir şekilde tüm kurallarını değiştirmesinden yakınıyorlar.

Kısacası, Facebook’un dizayn değişikliğinden çok müşterisini dinleyip, kafa yapısını değiştirmesi gerektiğini düşünüyorum. Unutmamalı ki, bir zamanların kralı MSN Messenger şimdi çöplükte!

20130301-230419.jpg

Oscar Yıldızları

Akademinin veriyor olduğu Oskar ödüllerinde en çok dikkatimi ve basının da büyük ilgisini çeken “en iyi kadın oyuncu” seçilen Jennifer Lawrence.

Hem güzelliği hem de gençliği ile dikkat çeken Lawrence, wikipedia’nın anlatımına göre, The Bill Engvall’da ilk kez cast’e girmiş. Gel zaman git zaman, 2 kez Oscar’a aday olup bu sonuncusunda da ödülü kapmış.

Dikkat çekici bir başka özelliği de; kız, erkek demeden yeni neslin idollerinden birisi haline gelmiş olması. Sevmeyen veya olumsuz eleştiride bulunan kimseyi görmedim. Peki niye?

Geçmiş yazılarımda “millenial”lardan ve onların nelerden hoşlandıklarından bahsetmiştim. En çok önemsenen olgunun samimiyet/ hakiki olunması idi. Jennifer Lawrence hem yaşının verdiği toylukla hem de kişiliği ile tamamen sahici ve doğal bir imaj çiziyor.

Örneğin, Oscar aldıktan hemen sonraki Jennifer:

Jennifer Lawrence & Jack Nicholson

Oscar aldıktan sonraki çakır keyif Jennifer Lawrence:

Jennifer made a shot!

Kıyafeti sorulan Jennifer:

Jennifer Lawrence: This is the top!

Bütün bunların toplamı olarak Jennifer Lawrence bir Hollywood yıldızı havası yerine bizden biri, yan komşunun kızı samimiyetinde aklına geleni söylüyor. Bunca sahte reklam ve oyuncu varken de insanların ve özellikle de millenialların istediğini karşılıyor.

Bu çizgisini bozmazsa başarısına başarı katacak diye düşünüyorum.

Ve bir Hollywood markasından da global markaların ders çıkartmasını umuyorum!

20130225-220249.jpg

Vücudumuzda teknoloji – iWatch?

Herkesin beklediği an geliyor! Artık hepimiz Görevimiz Tehlike (Mission Impossible) karakterleri gibi oradan oraya koşabileceğiz.

Apple, bileğe takılabilen iWatch için patentini açıkladı. Hala iWatch adını açıkça kullanamasalar da sağır sultanın bile duyduğu bu teknolojiyi herkes ellerini avuştura avuştura bekliyor.

Tam olarak neler yapabileceğimiz açıklanmış değil. Görünen o ki çalışmalar devam ediyor. Fakat Apple’ın başvurduğu patente dokümanında birkaç tane belirlenmiş özellik var:

– Bileğe sarılan ve esnek bir ekran,
– Esnekten kastımız ekranın bükülebilirliği ve aynı zamanda bilekte olmadığında da düz bir şekilde de kullanılabileceği,
– “slap bracelet” adlandırılması ile 90’ları andıran bir dizayn

Bundan sonraki adım cihazları katlayıp cebimize koymak olacaktır sanırım. Teknoloji tutkunlarının ve özellikle Apple-maniac’ların çıldırdığını duyabiliyorum. Fakat bir durup düşünmek gerek; gerçekten de bunu istiyor muyuz?

Geleceği anlatan, hayal gücü ile canlandırılmış filmlerde çok heyecan verici teknolojileri görür ve imreniriz. Ama birşeyi daha görürüz; kompleks problemler. İnsani duygulardan yoksun, soğuk, karmaşık, insan köleliğinin arttığı ve kötü ellerin kendi leyhlerine kullandıkları bir dünya.

Çok abarttığımı düşünebilirsiniz. Neyse ki kanıtlarım var. Şu an kendi hayatınızı düşünün. Teknoloji daha üstünüze takacağınız bir formata bürünmedi ama her an cebinizde. Arkadaşlarınızla görüşmeyi mi sosyal medya veya aplikasyonlar aracılığı ile konuşmayı mı tercih eder hale geldiniz? Arkadaşlarınız, Facebook veya başka bir platformda bir fotoğraf koyduğunda nereye gittiğini, ne yaptığını izlemek, anlamak ve bunun hakkında dedikodu yapmak istiyor musunuz? Kendi hayatınızı teşhir etmek artık daha çok hoşunuza gitmiyor mu? Tüm bu “hyper-connected” olabilme çabalarınız için kaç tane websitesine, aplikasyona, cihaza en mahrem bilgilerinizi verdiniz? İş başvurularınızdan tutun da yeni bir ortamda hiç tanımadığınız insanların sizin hakkında bilgiye sahip olmasının ne kadar kolay olduğunu fark ettiniz mi? Sosyal medya sayesinde ünlü olanlara ne demeli?

Dünya, hızına yetişemediğiiz bir biçimde küçülüyor ve hepimizi etkisi altına alıyor. Şimdi bir de üstümüze giyip öyle gezeceğiz. Daha ne olabilir ki? Diye düşünüyorsanız; daha hücre/DNA bilgilerinizi hızlı ve kolayca toplayamadılar. Çip takılmasını da eminim göreceğiz. :)

20130224-145707.jpg