Basit ve karizmatik

Dürüst olalım!

Matrix filmini izlediğimizde hepimizin aklı karışmıştı. Bu gördüklerimiz gerçek olabilir miydi? Acaba bizlere mavi ya da kırmızı hap sorulmuştu da biz mi hatırlamıyorduk? Etrafımızdakilere daha farklı gözlerle bakmaya başlamıştık.

Ben de izlediğimde aynı duygulara sahip oldum ve hala da sahibim. Filmde hiç unutamadığım ve hala zihnime kazınmış bir sahne vardır. Ekibin içindeki köstebek, Agent Smith ile oturmuş leziz bir biftek yiyordu. Bifteği yerken “bu bifteğin olmadığını biliyorum ama beynim onu görüyor ve bu tadı/zevki aldığını sanıyor. Bunun gerçek olmadığını artık bilmek istemiyorum.” Diyordu. Bence filmin en çarpıcı sahnesi oydu. Buradaki kilit kelime algı.

Son 10 sene içerisinde algımızın herşey olduğu daha da belirlendi ve tüm pazarlama aktiviteleri algıyla oynamaya yönelik oldu. Zaten herşeyi fotografik hafızada kilitlenen insan ırkının algısıyla oynamak için de dizaynlarda/görsellerde profesyonelleşmek gerektiği de tüm sektörler tarafından kabul edildi.

Daha iyi reklamlar.
Daha iyi posterler.
Daha iyi moda.
Daha iyi dijital platformlar.

Herşey aşırı profesyonel, aşırı renk uyumlarıyla donatıldı. Amaç herkesin ilgisini çekmek ve algısını şekillendirmek için tasarlandı.

Tüm bu yarışın içerisinde bir marka kazandı ve tüm şekli değiştirdi: Apple.

Apple, “basit” bir tasarımla ve sadece siyah ve beyaz renk seçenekleriyle tasarıma yepyeni bir çizgi getirdi. Böylelikle basitliğin para yaptığının farkına vardık.

Neden işe yaradı? Çünkü insan beyni, milyonlarca seçenek, milyonlarca kombinasyonun arasında boğulmaya başlamıştı ki Apple bir kurtarıcı gibi konuya çözüm getirdi.

Şimdilerde de bu akımın dijital ortamlara da yayıldığını görüyoruz.

Facebook logosunu ve kullandığı ikonları değiştirdi.

Facebookun yeni logosu ve ikonları

Önce facebook yazan logosunu, gölgeli bir f yaptı. Şimdi de gölgeleri de çıkartan Facebook, sadece f’yi bırakıp sadece iki renk kullandığı bir logoya kavuştu. İkonlarını ise yine sadece iki renkle ve tek mesajlı butoncuklara dönüştürdü.

Google da bundan geride kalmadı. Fark ettiniz mi bilmiyorum ama Gmail’in yeni eposta penceresinde artık Adres, Title gibi alanlar silik bir şekilde yazılı duruyor ve yazmaya başladığınızda kayboluyor. Neredeyse karşınıza bomboş bir sayfa çıkartıyor.

Twitter’ın ilk logosu, twitter idi. Şimdi ise Larry Bird ile yoluna devam ediyor. Hatta iki renk ve çerçevesini kullanmıyor.

Nokia, Samsung gibi devler eskiden rengarenk kapaklı telefonlar üretirken şimdi sadece iki renk (siyah ve beyaz) seçeneği veriyorlar.

Tüm bu basitlik olgusunun Apple ile geldiğini söylememin abartı olduğunu düşünebilirsiniz. O halde, Apple öncesi, denenen smart phone cihazlarının neden tutmadığını da bir düşünmenizi rica ediyorum. :)

Algı herşeydir. Artık sex sells yerine simplicity sells demenin vakti gelmiştir.

Benefit – Sex Sells

20130419-232246.jpg

Samsung #GalaxyS4 ile olayı bitirdi… Mi?

Samsung beklenen Galaxy S4’ün özelliklerini açıklamaya başladı. Tüm medya kuruluşlarının sayfalarında telefon ile alakalı haberleri bulabilirsiniz. Bu hem kendilerinin pazarlama başarısı hem de teknolojiye aç olan tüketicinin merakının giderilme savaşı.

Öncelikle şunu belirtmeliyim ki, Samsung işi cidden abartmış. Bir sürü başarılı özellik ve insanı şaşırtacak şekilde düşünülmüş işlevlerle smart phone yaratıcılığında en üst noktaya yerleşti.

Galaxy S4 ile ilgili detay bilgiler

Tabii, ben böyle söyleyince, aklınıza hemen Apple bu işin duayeni, sahibi değil mi sorusunun geldiğini tahmin edebiliyorum.

Hayır değil. Apple hiçbir zaman “ben teknolojinin ve smart phoneların kralıyım” demedi ve açıkçası bunun peşinden de koşmadı. Apple, kullanıcılarının hayatını kolaylaştırmayı ilke edinen bir firma. Yarattığı cihazlara ne kadar çok özellik koyduğundan çok, onların kullanıcının ne kadar işine yarayacağını ve hayatını nasıl kolaylaştıracağını düşünüyor.

Apple, çok iyi biliyor ki, o bir elektronik devi değil.

Apple, hayatın her anına uyum sağlayan ve kullanımı çok kolay olan cihazlar üreten, insanları farklı düşünmeye teşvik eden bir firma. Samsung’un yarattığı teknoloji harikası cihazları, Apple cihazları ile karşılaştırırsanız, kazananın her şekilde Samsung olacağını görürsünüz. Peki kullanım ve insan hayatına entegrasyona baktığınızda ne görürsünüz?

Örnekler verelim:

– S4’ün özelliklerinden bir tanesi, gözlerinizle ekranı hareket ettirmek. Buna gerçekten ihtiyacınız var mı? Ve hatta ekranı gözlerinizle komuta etmek istediğiniz birşey miydi? Çok etkileyici fakat gerçekten de gerekli mi?
– S4’ün başka bir özelliği, çektiğiniz fotoğraflarda istemediklerinizi kareden çıkartabilme özelliği veya kendinizi kareye ekleme özelliği. Photoshop’ta yapacağınız telefonda yapıyorsunuz. Ortalama bir kullanıcı iseniz, sizce bu özelliği kaç kez kullanırsınız?
– Bir de şunu sorayım. Herhangi bir Apple ürününü satın aldıktan sonra tüm özelliklerini araştırıp bulmaya çalışmadan hayatınıza ne kadar zamanda sokuyorsunuz? Peki, Samsung ve diğerlerini?

Apple, sizin doğanıza uygun cihazları geliştiriyor. Ve bu sebeple seviliyor ve vazgeçilemiyor.

Tüm bu dokunmatik cihazlar iPod’lardan önce de vardı. Fakat Apple ile doğduğu kabul ediliyor. Niye?

Twitter’da 40 karakterden fazlasını okumaya dayanamayan tüketiciler, bir cihazın milyonlarca olan özelliğini anlamaya ve öğrenmeye çalışmakla zaman kaybetmek istemiyor. Ve tüketici dostu Apple bunun çok farkında!

Konu ne kadar çok şaşırtıcı özelliği bir arada topladığınız değil, tüketicinin hayatına sıkıntı yaratmadan nasıl adapte olduğunuzdur.

20130315-235253.jpg

Apple’a naniiik!

Amerika’da okuduğumu ve çok kuralcı sistemlerini savunduğumu bilenler bu yazacaklarıma şaşıracaklardır. Fakat yazmam gerek. İş güç yapan insanlar olarak bu şımarıklığın farkında olduğumuzu tarihe geçmek istiyorum.

Şu anda hayatımızın her anını ele geçirmiş markaların %90’ı Amerikan. Örnek: Apple, Facebook, Google, Twitter vs vs vs. Hepsi, başlattıkları inovatif iş kollarının en iyisi ve vazgeçilmezleri. Hem fikir hem de işleyiş olarak inovatifler. Fikirler şu anda çok da etkileyici gelmese de, kabul etmek gerek ki Apple’ın iPod’u ilk çıktığında veya Facebook’un yaratığı dünyayı ilk gördüğümüzde hepimiz aptallaşmıştık. Adamlar yeni bir çağ yarattı. Kabul edelim.

Fakat gelin görün ki, bu başarı şımarıklığı da beraberinde getiriyor. Ne demek mi istiyorum? Şöyle anlatayım.

Online Pazarlama sektörünün kıyısından bile geçmiş olanlar bilirler. Facebook tam bir şımarık çocuk misali, kurallarını onu kullanan ajanslara ve hatta kullanıcılara haber vermeden değiştirir. Geçmişte yapılmış uygulamaların çalışıp çalışmayacağını düşünmeden adımlar atar ve ajansların bunlarka baş etmesini izler. Facebook aplikasyonlarını veya connect özelliğini projelerimizde kullanırken, her an kurallarında bir değişikliğe gidip tüm dünyamızı altüst edeceğinden korkarız. Günlerce yazılmış kodlar bir çırpıda yok sayılır. Bir nevi atom bombası atarlar.

Apple, iWorld’ü yarattığından beridir, iOS dünyasında neyin nasıl, nerede ve hangi şekilde olacağına dair tüm aplikasyonculara dayatmalarda bulunur. Sizin uygulamanızın nasıl olmasını istediğiniz pek önem arz etmez. Apple’ın o dünyayı nasıl yaratmasını istediğidir önemli olan. Apple, son kullanıcıların gözünde kraldır ama geliştiriciler için bir dayakçı ağabey modelindedir.

Tüm bu tavırlardan mıdır bilinmez ama Google da kendi Android dünyasını yaratıp buna göre oyunun kurallarını çizmeye çalışır durur.

Hiçkimse de buna bir dur demez, diyemez. Çünkü kullanıcı oradadır, güç onlardadır. Demiştim ki, bugün okuduğum bir haber

helal olsun!

dedirtti.

Mozilla, Apple’a nanik yaptı!

Mozilla, Apple’ın bu anlamsız kısıtlamalarından ötürü platformda olmayacaklarını açıkladı. Mozilla, tabii ki Apple kadar ünlü ve güçlü olmasa da onun da kullanıcı kitlesi bulunuyor.

Ben, şahsen, kendilerinin bu kararını ve çığlığını haklı buldum. Ve tekrar helal olsun diyorum!

20130311-000213.jpg

Vücudumuzda teknoloji – iWatch?

Herkesin beklediği an geliyor! Artık hepimiz Görevimiz Tehlike (Mission Impossible) karakterleri gibi oradan oraya koşabileceğiz.

Apple, bileğe takılabilen iWatch için patentini açıkladı. Hala iWatch adını açıkça kullanamasalar da sağır sultanın bile duyduğu bu teknolojiyi herkes ellerini avuştura avuştura bekliyor.

Tam olarak neler yapabileceğimiz açıklanmış değil. Görünen o ki çalışmalar devam ediyor. Fakat Apple’ın başvurduğu patente dokümanında birkaç tane belirlenmiş özellik var:

– Bileğe sarılan ve esnek bir ekran,
– Esnekten kastımız ekranın bükülebilirliği ve aynı zamanda bilekte olmadığında da düz bir şekilde de kullanılabileceği,
– “slap bracelet” adlandırılması ile 90’ları andıran bir dizayn

Bundan sonraki adım cihazları katlayıp cebimize koymak olacaktır sanırım. Teknoloji tutkunlarının ve özellikle Apple-maniac’ların çıldırdığını duyabiliyorum. Fakat bir durup düşünmek gerek; gerçekten de bunu istiyor muyuz?

Geleceği anlatan, hayal gücü ile canlandırılmış filmlerde çok heyecan verici teknolojileri görür ve imreniriz. Ama birşeyi daha görürüz; kompleks problemler. İnsani duygulardan yoksun, soğuk, karmaşık, insan köleliğinin arttığı ve kötü ellerin kendi leyhlerine kullandıkları bir dünya.

Çok abarttığımı düşünebilirsiniz. Neyse ki kanıtlarım var. Şu an kendi hayatınızı düşünün. Teknoloji daha üstünüze takacağınız bir formata bürünmedi ama her an cebinizde. Arkadaşlarınızla görüşmeyi mi sosyal medya veya aplikasyonlar aracılığı ile konuşmayı mı tercih eder hale geldiniz? Arkadaşlarınız, Facebook veya başka bir platformda bir fotoğraf koyduğunda nereye gittiğini, ne yaptığını izlemek, anlamak ve bunun hakkında dedikodu yapmak istiyor musunuz? Kendi hayatınızı teşhir etmek artık daha çok hoşunuza gitmiyor mu? Tüm bu “hyper-connected” olabilme çabalarınız için kaç tane websitesine, aplikasyona, cihaza en mahrem bilgilerinizi verdiniz? İş başvurularınızdan tutun da yeni bir ortamda hiç tanımadığınız insanların sizin hakkında bilgiye sahip olmasının ne kadar kolay olduğunu fark ettiniz mi? Sosyal medya sayesinde ünlü olanlara ne demeli?

Dünya, hızına yetişemediğiiz bir biçimde küçülüyor ve hepimizi etkisi altına alıyor. Şimdi bir de üstümüze giyip öyle gezeceğiz. Daha ne olabilir ki? Diye düşünüyorsanız; daha hücre/DNA bilgilerinizi hızlı ve kolayca toplayamadılar. Çip takılmasını da eminim göreceğiz. :)

20130224-145707.jpg