Apple’a naniiik!

Amerika’da okuduğumu ve çok kuralcı sistemlerini savunduğumu bilenler bu yazacaklarıma şaşıracaklardır. Fakat yazmam gerek. İş güç yapan insanlar olarak bu şımarıklığın farkında olduğumuzu tarihe geçmek istiyorum.

Şu anda hayatımızın her anını ele geçirmiş markaların %90’ı Amerikan. Örnek: Apple, Facebook, Google, Twitter vs vs vs. Hepsi, başlattıkları inovatif iş kollarının en iyisi ve vazgeçilmezleri. Hem fikir hem de işleyiş olarak inovatifler. Fikirler şu anda çok da etkileyici gelmese de, kabul etmek gerek ki Apple’ın iPod’u ilk çıktığında veya Facebook’un yaratığı dünyayı ilk gördüğümüzde hepimiz aptallaşmıştık. Adamlar yeni bir çağ yarattı. Kabul edelim.

Fakat gelin görün ki, bu başarı şımarıklığı da beraberinde getiriyor. Ne demek mi istiyorum? Şöyle anlatayım.

Online Pazarlama sektörünün kıyısından bile geçmiş olanlar bilirler. Facebook tam bir şımarık çocuk misali, kurallarını onu kullanan ajanslara ve hatta kullanıcılara haber vermeden değiştirir. Geçmişte yapılmış uygulamaların çalışıp çalışmayacağını düşünmeden adımlar atar ve ajansların bunlarka baş etmesini izler. Facebook aplikasyonlarını veya connect özelliğini projelerimizde kullanırken, her an kurallarında bir değişikliğe gidip tüm dünyamızı altüst edeceğinden korkarız. Günlerce yazılmış kodlar bir çırpıda yok sayılır. Bir nevi atom bombası atarlar.

Apple, iWorld’ü yarattığından beridir, iOS dünyasında neyin nasıl, nerede ve hangi şekilde olacağına dair tüm aplikasyonculara dayatmalarda bulunur. Sizin uygulamanızın nasıl olmasını istediğiniz pek önem arz etmez. Apple’ın o dünyayı nasıl yaratmasını istediğidir önemli olan. Apple, son kullanıcıların gözünde kraldır ama geliştiriciler için bir dayakçı ağabey modelindedir.

Tüm bu tavırlardan mıdır bilinmez ama Google da kendi Android dünyasını yaratıp buna göre oyunun kurallarını çizmeye çalışır durur.

Hiçkimse de buna bir dur demez, diyemez. Çünkü kullanıcı oradadır, güç onlardadır. Demiştim ki, bugün okuduğum bir haber

helal olsun!

dedirtti.

Mozilla, Apple’a nanik yaptı!

Mozilla, Apple’ın bu anlamsız kısıtlamalarından ötürü platformda olmayacaklarını açıkladı. Mozilla, tabii ki Apple kadar ünlü ve güçlü olmasa da onun da kullanıcı kitlesi bulunuyor.

Ben, şahsen, kendilerinin bu kararını ve çığlığını haklı buldum. Ve tekrar helal olsun diyorum!

20130311-000213.jpg

Facebook yenileniyor… mu acaba?

Facebook hem timeline’da hem de mobil aplikasyonlarında dizayn değişikliğine gideceğinin sinyalini verdi.

Daha bugün, medyaya 07 Mart saat 10:00’da “News Feed”lerde yaptıği değişikliği anons etmek için davetiye gönderen Facebook, bir yandan da Yeni Zelanda’da yenilenen timeline’ını test ediyor.

Aşağıdaki linkte yeni Facebook’un fotoğraflarını bulabilirsiniz.

Yeni Facebook Timeline

Linkteki yapılan yorumlara bakılırsa Facebook bu versiyonu yaklaşık 1 yıldır deniyor fakat nedense daha şimdi şimdi bu konuyla alakalı yazılar yazılmaya başlandı. Bunun iki sebebi olabilir:

– Facebook testini bitirdi ve artık roll-out yapmaya hazır. Tüm dünyayı bu değişime hazırlamaya çalışıyor.
– Haber siteleri gerçekten Facebook’un hızına ayak uyduramıyor.

Ben ilk seçenekten yana hakkımı kullanıyorum.

Bir diğeri de, mobil değişiklikler… Mobil aplikasyonundaki değişiklikle alakalı kesin bir kanıt olmasa dahi bazı beklentiler mevcut. Google+ ve Flipboard gibi daha mobil canlısı bir revizyonun olacağı söyleniyor.

07 Mar’taki medya davetiyesinin iç yüzü

Peki, Facebook bu değişiklikleri niye yapıyor? Hatta en son Mayıs 2012’de revize ettiği mobil uygulamasını tekrar neden değiştiriyor?

Şöyle açıklayayım. Facebook hayatımızdaki en önemli platformlardan birisi haline geldi. Bazımız yaklaşık 7 senedir bu siteyi kullanıyor. Artık bir sosyal paylaşım ağından daha çok bir blog, kütük kıvamına geldi. Kısacası, hepimizin alışkanlığı oldu. Alışkanlıklardaki en büyük tehlike, onun varlığını ve önemini unutmaya başlamanızdır. Alışıksınızdır, kopamayacağınızı sanırsınız fakat bir yandan da monotonlaşmaya başlar. İşte bu sebeple Facebook monotonlaşmaktan kaçmaya ve hep yeni bir yüzle kullanıcının karşısına çıkmaya çalışıyor. Şu ana kadarki dizayn revizyonlarının hiçbirinde insanları memnun edememiş olsa da kendisi hakkında konuşturtmayı ve kendisini hatırlatmayı başarıyor.

Öte yandan, mobil uygulamasında revizyona gerçekten de ihtiyacı olduğu bir gerçekti. 1990 yılının dizaynı ve konseptini kullanıyor gibiydi. Hantal ve görsele gerektiği kadar önem vermiyordu. Kullanıcının bu değişiklikten memnun olacağını düşünüyorum.

Fakat tüm bu değişiklikler Facebook’u sonsuz vazgeçilmez bir site haline getirir mi?

Yeni neslin daha yaratıcılık kokan ve kullanımı daha kolay olan platformları tercih ettiğini görüyoruz. Bunların başında da Instagram ve Twitter geliyor. Mevcut kullanıcıların ise büyük çoğunluğu (bir makalede %70 olarak yazıyordu) Facebook’un yeni gizlilik ve paylaşım değişikliklerinden ötürü hesaplarını dondurmaya başladılar. Ayrıca. Facebook App developer’larda Facebook’un, habersiz bir şekilde tüm kurallarını değiştirmesinden yakınıyorlar.

Kısacası, Facebook’un dizayn değişikliğinden çok müşterisini dinleyip, kafa yapısını değiştirmesi gerektiğini düşünüyorum. Unutmamalı ki, bir zamanların kralı MSN Messenger şimdi çöplükte!

20130301-230419.jpg

Dünyanın kalp atışları!

Dünyanın birçok fotoğrafı bugüne kadar çekilmiştir. Hepsine de ilgiyle baktığımı, incelediğimi ve Türkiye’yi bulmaya çalıştığımı hatırlıyorum. En güzelleri de elektriklerin kullanımına göre ışıklandırılmış dünya fotoğraflarıdır. Yoğunluklara bakarak insan şaşırır durur. Aslında fotoğraf çoğu zaman aynı şeyi gösterir. Afrika’da bir karanlık, Amerika’da ise ışık silsilesi.

Bugün sizinle paylaşacağım makalede yer alan dünya fotoğrafları ise biraz farklı. Şu zamana kadar bizleri hep çeken enerji kullanımı ile alakalı fotoğrafları bir yana bırakmamız gerektiğinin işareti olarak çok ilgi çekici fotoğraflar! Öncelikle hep söylenen “Data is the new oil” fikrine atıfta bulunarak başlamak istiyorum.

Patrick Meier, Twitter, Facebook, Flickr, Foursquare platformlarının aksiyonlarıyla oluşturulmuş haritaları bizlerle paylaşmış.

Pulse of the Earth

Ve güzel bir sorgulamayla bitirmiş. Bunca data ve bağın sonunda koskoca bir “kapalı” devre içinde, görmemizi/ulaşmamızı istedikleri kadar dataya ulaşıyor olmamız bir problem değil mi? Şöyle ki, Twitter’da görebileceğiniz veya post edebileceğiniz tweet adedi sınırlı. Hatta geçtiğimiz günlerde Superbowl’da 2 saat boyunca tweet gönderemeyen Coca-Cola’nın derdi de buydu. Belirli bir sürede 1.000 adetten fazla tweet gönderdikleri için hesapları kilitlenmişti. Kısacası “big brother”ların dilediği şekilde bu haritalarda yerimizi aldığımız bir gerçek.

Fakat şunu da unutmamak gerekir, sadece bu tip haritalara bakarak ve birkaç Twitter, Facebook kullanım oranlarına bakarak firmalar nerelere yatırım yapabileceklerine bile karar verebileceklerine inanıyorum. Çünkü sosyal medya kullanımı günümüzün yaşam belirtisi, düşüncenin yoğunluğunu temsil ediyor. Bir bölgede ne kadar çok sosyal medya kullanımı yoğun ise, orada alışveriş, tüketim yani harcanacak para vardır.

Sonuç itibariyle, sosyal medya kullanımı ve ilişkileri bize yaşayan dünyayı ve yatırım imkanını sergiliyor. Sizce?

20130218-221949.jpg